Puan vermedi·224 syf.··
2022 25. kitabı
“Denizin hikayesi vardır. Çöller ise masal anlatır. Benim gençliğim o masalı aramakla geçti. Bana kalsa bulduğumu sonsuza değin unuturdum, ama aldığım alamadığım her nefeste kendisinden kaçtığım şeyi hatırlıyordum.” -Nazan Bekiroğlu, Kehribar Geçidi Bir kaçma, bir bulma, çokça kaybolma, nihayet yok olma. Denizin mavisini, çölün sarısını ve kaçtığı tüm zamanları kendine malzeme edinmiş; yokluk ve varlık kavramlarını sizden ve bizden biraz daha farklı yaşamış, sanattan başka bir hayata dahil olamamış. Vincent Willem Van Gogh. Yaşamla arasında sürtüşmeler olsa da ölüm ona istediğini verdi; kişisel bir sergi ,sanatçılarla dolu bir oda, sarı ışıklar. Vermesi gerekenin aldıklarından fazla olduğuna inanmıyordu. Kestiği kulağını bir hayat kadınına hediye ederken veya babası olmadığı bir çocuk için ağlarken. Van Gogh, teşhis edilememiş hastalıkları ve karmaşık ilişkileri ile şüphesiz sanat tarihinin en merak uyandıran isimlerinden biri. Van Gogh Gizemi, bizi diğer bilinmezlerin peşinde, bir günlük rehberliğinde yolculuğa çıkarıyor. Sokakta çevireceğimiz herhangi biri Yıldızlı Gece’yi tanıyabilir, Van Gogh’un ressam olduğunu bilebilir. Hattâ onun meşhur “kulak kesme” olayını bile hatırlayabilir. Genç yaştaki şaibeli ölümüne karşın, 2100 kadar eseriyle günümüze kadar başarılarıyla gelebilen sanatçı, orta halli bir ailenin “başarılı olamayan ve bu haliyle kabul edilmiş” bir çocuğu. Van Gogh için aile kavramını, en çok kardeşi Theo ile özdeşleştirebiliriz aslında. Ona yazdığı mektuplar sayesinde bugünkü bilgilerin çoğuna sahibiz. Fakat hâlâ büyük parçalı eksiklikler mevcut. İnsanlara kapalı olması, anlaşılmadığını düşünmesi, sanatı kaderi görmesi ve onu -belki de- takıntı hâlinde hayatının merkezine koyması, fiziksel ve zihinsel hastalıkları.. Onun ayağına takılan çok çalı var, üstelik hiçbirinin gelişi sıralı değil. Costantino D’Orazio, bu sıkışıklığın içinde, merak ettiğimiz sorulara ışık tutmak için hepimizi bir yolculuğa çıkarıyor ve tabii ki kendisi de bize eşlik ediyor. Van Gogh dışlanmış mıydı, dahi miydi yoksa dümdüz deli miydi, onun gördüğü sanrı mıydı yoksa yüksek anlatım gücünün meyvesi miydi, kulağını kesme meselesi neydi, mekânlara sığamamış mıydı yoksa gerçekten sapkınlığı yüzünden peşinden taş mı atılmıştı? Biyografinin bana sıkıcı gelen bir tür olmasına karşın, bütün zamanlar ve mekânlar o kadar özenli ve duru bir şekilde sıralanmıştı ki kendisi bir kahve molasında biten arkadaşım oldu. Kitabın bütün anlatımının “mühendis” Van Gogh’un ağzından olması da ayrı bir keyif unsuru. Van Gogh konusunda buruk olduğum, kişiselde kendimi hırpaladığım kısımlar da var ama bunlar kitabı okuyacaklara kalsın isterim. Ama sanat ve sanatçı ayrımının en şiddetli dozunu aldığım kitaplardan biri diyebilirim.
Van Gogh GizemiCostantino D'Orazio · Ketebe Yayınları · 050 okunma
·
1 +1'leme
·
111 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.