#okudumbitti
#UptonSinclair
#ŞikagoMezbahaları
#400sayfa
#EkimAyı12ciKitap
"Ölüm yataklarında çalışan adamların leş gibi kokusunu yirmi metre uzaktan alabiliyordunuz, temiz kalmak mümkün değildi, en özenli adamlar bile sonunda pes edip leş gibi dolaşmaya başladı."
Alıntıya aldanıp kömür ocaklarında çalışanların hikayesinin anlatıldığını zannedebilirsiniz ama kitap bambaşka bir iş kolunda yaşananları anlatıyor. Aslında kapitalizmin vahşi doğasını bu kadar çarpıcı, bu kadar gerçekçi ve bu kadar somut bir şekilde anlatan sayılı eserlerden biri bence Şikago mezbahaları.
"Bir tek pazarları vardı, onda da yürüyecek halleri olmuyordu." Ayda sadece bir pazar evde olan eski bir tekstil işçisi için şu cümlenin ne ifade ettiğini nasıl anlatayım ki.
Kitabın arka kapağında "gücünü gerçeğin acımasızlığından alan sarsıcı bir roman" ifadesi kullanılmış. Buna sonuna kadar katılıyorum. Yazar bu kitabı yazabilmek için kimliğini gizleyerek bizzat çalışmış o mezbahalarda. Zaten bu kitaba öyle güzel yansımış ki resmen okurken sizde yaşıyorsunuz karakterlerle birlikte o süreci. Bu kitaptan çok fazla alıntı yapabilirim ama yapmayacağım. Çünkü altını çizdiğim her bir cümle yüreğime işledi ve ben onların hepsini paylaşmaya kalksam bu yorum bitmez. O yüzden kısaca şunu söyleyeyim. Okumadıysanız bu kitabı muhakkak okuyun. İşçi bilincinin önemini, insan olmanın erdemini ve ayağımızdaki prangaları çok net ortaya koymuş çünkü. Herkesin bir noktada hayatından bir parça bulacağına bahse girerim.