Herkese merhaba. Hatice Dökmen'in kaleminden okuduğum Kum Gibi kitabıyla karşınızdayım. Kitabın kapağında karşılaştığım söz "Sabaha çıkacağımızı bilmediğimiz halde çalar saati kurup uyumaktır umut" sözü insanı bir an düşünmeye itiyor, hakikaten de ne doğru bir söz dedirtiyor insana. Çevremdekiler de ne okuyorsun deyip kitabı eline aldıklarında söz ne kadar güzelmiş diyerek aynı yorumu onlarla da paylaşmış olduk. Kitabı açıp bir kaç sayfa ilerleyince yazarın "sevgili Meryem'e ve sevgili Dara'ya... Bir gün bu kitap okursanız sakın bana gücenmeyin.
Sizi hep seveceğim" kısmını okuyunca da gerçek hayattan bir kesit okuyacaksın Fatma sen bu kitabı seveceksin dedim. Gerçekten de öyle oldu. Yazarın kalemiyle olayları okuyunca o kadar çok gerçek hayat kokuyordu ki. Bir o kadar da gerçek hayatın acı yönlerini de yüzümüze vuruyordu. Yaşadıkları hayattan uzaklaşmak isteyen, hayallerinin peşinden koşan iki gencin hayallerine ulaşmak için geçtikleri yolları okuyoruz her satırda. Bazen onca yolu alıp da istediğimiz yere varamayıp aslında bizi mutlu edecek olan şeyin yanı başımızda olup görmeyi reddetsekte ben senin gerçeğinim senin kaderin benim der gibi fısıldıyor kulaklarına. Kitabı okudukça her satırda sahneler gözümde canlandı. Son satırı okuyup bitirdikten sonra da sevgili Meryem ve sevgili Dara şimdi nerelerde ne yapıyorsunuz, nasılsınız diye düşünmeden edemedim. Umarım şu an çok ama çook mutlusunuzdur.
Gönderime tabi ki müzik olarak Ahmet Kaya'dan Kum gibi şarkısını koyacağım.
Bir solukta okuyacağınız güzel bir eser. Yazarın kalemine sağlık, okuru bol olsun inşAllah.