Puan vermedi·80 syf.····Okunma: 13 Kasım 2022 00:06 Bu yazıyı bir inceleme olarak oluşturmadım. Olağanüstü bir gece kitabının son bölümünde bir kaç sayfasını çok beğendiğim için duvarımda durmasını istedim. okuyacak arkadaşlar varsa bu yazı aşırı spoiler içerir. :)
Keyifli okumalar.
Fakat ertesi sabah yeni güne neşeyle uyandım, içime dolup taşan şükran duygusundan hiçbir şey eksilmemişti. O gecenin üzerinden dört ay geçti ve eski donukluğum bir daha geri dönmedi, güne hâlâ sıcacık duygularla çiçeklenir gibi başlıyorum. Ait olduğum dünyanın zemininin ayaklarımın altından aniden çekildiği, bilinmezliğe yuvarlandığım, kendi içimdeki uçuruma düşerken hızın
baş döndürücülüğünün yaşamın tümünün sarhoşluğuna karıştığı o gece hissetmiş olduğum o büyülü esrime, o uçurucu heyecan geçip gitti elbette, ama o zamandan beri kendi kanımın sıcaklığını her nefes alışımda hissediyorum ve yaşamdan aldığım hazzın her gün tazelendiğini duyuyorum. Farklı hisseden, farklı hassasiyetlere sahip ve farkındalığı güçlenmiş başka bir insan haline geldiğimi biliyorum. Daha iyi bir insan olduğumu iddia edecek cesaretim yok elbette, ama daha mutlu bir insan olduğumu biliyorum, çünkü o buz gibi donuk hayatım için yeni bir anlam buldum, yaşamın kendisinden başka bir sözcükle açıklayamayacağım bir anlam. Ait olduğum kesimin normlarım ve kalıplarım boş bulduğum için artık ne kendimden ne de başkalarından utanıyorum. Onur,
suç, günah gibi kavramlar bir anda soğuk, metalsi bir tını kazandı, bunları dehşete kapılmadan telaffuz edemiyorum artık, O gece ilk kez öylesine büyülenmişçesine {hissettiğim o güçten beslenerek yaşıyorum. Beni nereye ;
sürüklediğini sorgulamıyorum: Belki başkalarının günah diye adlandırdığı bir başka uçuruma, belki de yüceliklere sürükleyecek. Bunu bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. Çünkü sadece kendi kaderlerini bir gizem olarak yaşayabilenlerin gerçek anlamda yaşadıklarına inanıyorum. Ben yaşamı daha Önce hiç bu denli arzuyla yaşamamıştım -bundan eminim- ve şimdi biliyorum ki, kendiyle ilgili durumlar karşısında kayıtsızlaşan herkes (tek çare olarak) bir suç işleyecektir. Kendi kendimi anlamaya başladığımdan beri diğer pek çok şeyi de anlıyorum; Açlıkla bir vitrini seyreden birinin bakışları beni kahreder, bir köpeğin neşeyle sıçrayışı büyüleyebilir. Bir anda her şeyi görmeye başladım, artık hiçbir şey sıradan değil benim için. Gazetede her gün bana heyecan veren yüzlerce şey
okuyorum (eskiden sadece eğlence ve müzayede programlarına bakmak için karıştırırdım), eskiden canımı sıkan kitaplar şimdi kendilerini bana açıyorlar. Ve en
ilginci de insanlarla artık sohbet denilen şeyin dışında da konuşabiliyorum. Yedi yıldan beri yanımda çalışan uşağımla ilgilenmeye başladım, onunla sık sık konuşuyoruz, eskiden hareketli bir sütunun önünden geçer gibi görmeden önünden geçip gittiğim apartman görevlisi geçenlerde bana küçük kızının ölümünü anlattı, bu beni Shakespeare’in trajedilerinden daha fazla etkiledi. Sanırım bendeki bu değişim -kendimi ele vermemek için dıştan bakıldığında o sıkı terbiyeden geçmiş can sıkıcı çevrenin içindeki hayatıma devam ediyor olsam da- giderek gözle görülür bir hal almaya başladı. Bazı insanlar bana karşı beklenmedik bir içtenlik göstermeye başladılar, bu hafta üçüncü kez sokakta tanımadığım köpekler yanıma geldi. Arkadaşlarım, bir hastalıktan kurtulmuş biriyle konuşur gibi beni gençleşmiş bulduklarım söylüyorlar. Gençleşmek mi? Gerçek anlamda yaşamaya daha yeni başladığımı sadece ben biliyorum. İnsanların geçmişte kalan her şeyin hep bir hata ve ileriye bir hazırlıktan
ibaret olduğunu sanmaları genel bir delilik hali herhalde ve sanırım soğuk bir kalemi sıcak, yaşayan elime alıp da kuru bir kâğıdın üstünde yaşıyor olduğumu anlatmaya çalışırken kendi göstermiş olduğum cüreti de anlıyorum.
Fakat bu bir delilik de olsa, beni mutlu eden ilk delilik bu; içimi ısıtan, duyularımı açan ilk delilik bu. Kendi uyanış mucizemi burada anlatırken bunu sadece kendim için yapıyorum ve yaşadığım her şeyi kendi sözcüklerimin bana
anlatabileceğinden çok daha derinden hissediyorum. O geceden arkadaşlarımdan hiçbirine söz etmedim; içimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler, şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlamayacaklar. Canlılıkla yaşadığım bu hayatın ortasında ölümle karşılaşırsam ve bu satırlar başkalarının eline geçerse de bu olasılık beni hiç korkutmuyor ve üzmüyor. Çünkü öyle bir anın büyüsünü tatmamış olan biri, tek bir gece içinde yaşanan
ve görünürde birbirleriyle hiç ilgisi olmayan böylesine tesadüfi olayların neredeyse sönmüş bir hayatı bir büyü gibi yemden ateşleyebileceğini altı ay önce ben ne kadar anlayacak olsaydım ancak o kadar anlayabilir zaten.
Böyle birinden utanmam, çünkü beni anlamaz. Fakat bütünlükten haberdar olan biri yargılamaz ve gururdan kurtulmuştur. Onun karşısında da utanmam, çünkü beni anlar. Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.