·90 syf.····Okunma: 30 Kasım 2022 01:35 Kitabı okurken ortaokul yıllarıma dönüp Sefiller'in sayfalarını yeniden çevirdiğimi hissettim. Mahkumun, "Ve yine de sefil yasalar ve sefil insanlar, ben kötü biri değildim!" sözünü okuyunca yüzüme acı bir gülümseme yerleşti. Bittiğinde eski dostumu yeniden yitirmiş gibi oldum. Sonlarına geldiğimde yutkunmakta zorlandığım, son cümlelerini hece hece okuduğum bir kitaba uzun zamandır denk gelmemiştim. O kadar yoğun ve çarpıcı detaylarla dolu ki, girişteki diyaloglarını abartılı bulacak olursanız kitabı bitirdiğinizde kendinize kızıyorsunuz.
"İnsan içinde bulunduğu umutsuz koşullarda bazen bir zinciri bir saç teliyle koparabileceğini sanır" sözündeki çaresizliği, "her şeyi çirkinleştirip solduran benim mahkum nefesim" sözündeki farkındalığı, "Gözlerim duman içinde kalmışım gibi yanıyor. Dizlerim ağrıyor. İki saat kırk beş dakika sonra iyileşeceğim" kabullenişi, "diğer insanların yollarına hâlâ devam ettikleri o dingin ve tekdüze hayatı ancak uzaktan ve bir uçurumun yarıklarının arasından görebiliyorum" çaresizliği, "Ölüm ruhumuzu ne hale getirecek? ..Bazen dünyaya bakıp ağlaması için etten gözler bahşedecek mi?" duyarlılığı ve "her ayrıntı bana kendi ıstırabını taşıyordu" yoğunluğu... Okurken tüm bunları ve çok daha fazlasını derinden hissettim