Öncelikle şunu demeliyim ki kitap bitene kadar yemek yemek, su içmek gibi hayati ihtiyaçlarımı karşılamak ve kitabı bi' an olsun yanımdan ayırmak istemedim. Sanırım yazar Sessiz Hasta kitabından da hikaye içerisinde bahsetmiş ve bu kesinlikle benim okuma listeme eklenmesine katkı sağladı diyebilirim.
-kimine göre spoiler-
Kocası ölmüş bir grup terapisti “Sebastian olsa böyle yapardı, Sebastian olsa şöyle yapardı” diyerekten kendisini bir cinayetler silsilesinin içine atıyor. Bu silsilenin içinde ise bizi Charles Manson edasıyla üniversite öğrencilerinden kendine küçük bir tarikatçık kuran yakışıklı ünversite profesörü karşılıyor.
Kitabın diğer seri katil hikayelerinden farkı size en baştan bir isim verip bu isim üzerinden gitmesiydi ve kitabı okuduğunuz sürece artık Edward'ın yakalanıp gerçeklerin gün yüzüne çıkması için can atıyorsunuz ama işin aslı asla öyle değil. Sayfalarda sürüklendikçe sürüklendim ve kitabın beni şaşırtmasını bekliyordum ama bu kadar tuhaf -ve bir o kadar da hastalıklı bir şekilde noktalanacağını tahmin etmemiştim. Mükemmeldi.