Ölümden korkmadığım gibi düzensizlikten de korkmam
10/10
·692 syf.··
Beğendi
·
2025 76. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 22:44
Yazmak, diye düşünüyordum, iradeden yoksun bir eylem olmalı. Söylenecek şey, kendiliğinden akıp çıkmalıdır yüze. Hiç kimse, kâğıt üstüne tek sözcük dökmezdi, inandığı şeyi yaşatmaya cesareti olsaydı. Yaratmak istediği, bir gerçeklik, güzellik ve büyü dünyasıysa, niçin milyonlarca sözcük koyuyor bu dünyanın gerçeğiyle kendisi arasına? Ölü insanlar gibi üne, kuvvete ve başarıya kavuşmak için değilse, niçin erteliyor eyleme geçmeyi? Çünkü, kaba ve acımasız gerçeklerle yüz yüze: gelmenin düşüncesi bile ürkütür onu. Doğru, öbür insanlardan daha iyi kavrar gerçeği, ama, bu gerçeği örnekler yoluyla dünyaya kabul ettirme için hiçbir çaba göstermez. Gerçekten büyük olan bir yazar, yazmak istemez; içinde imgelemin yaşayabileceği bir dünya olmasını ister dünyanın... “İnsanlar, dâhinin sonu için endişe duyarlar her zaman. Ben hiç endişelenmedim dâhi için: Deha, insandaki dehayı gözetir. Duyduğum endişe, bir hiç olan insan içindi hep. İtiş kakış arasında yitip gitmiş, var bile fark edilmeyecek kadar sıradan, her yerde görülen insanlar içindi... Dâhi için en önemli şey, kendini işe yaramaz kılmaktır. Herkesin katıldığı akıntıya karışmak; bir ucube değil, bir balık olmaktır. “Yazmak eyleminin bana sağlayacağı tek yararın, beni öbür insanlardar ayıran şeyleri ortadan kaldırmak olduğu sonucuna vardım. Yabancı bir nesne, yaşamın akıntısından aynı, onun dışında kalan bir nesne olmak istemiyordum kesinlikle.” Henry Miller… Bazı kitaplar anlatılmıyor, gerçekten sadece içinden geçersin, ve orada kalırsın. Bu kitabın bende yaratığı bu oldu. Bazı insanların kelimeleri efsunludur… Yedinci günde Tanrı işi bıraktı ve her şeyin iyi olduğunu gördü. Bunu piponuza koyun ve için!
SeksusHenry Miller · Telos Yayıncılık · 1995323 okunma
··
748 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Tamara
Gönderi Sahibi
Henry Miller’ın Sexus’u, aşkı ve arzuyu romantizmin sahte kutsallığından uzaklaştıran bir manifestodur. Romantizmi reddediyor, erotizmi sahipleniyor. Miller’ın “aşk” anlayışı, gül dökmek, şairane mektuplar yazmak değil; bir kadını sevmek demek onunla sevişmek demek. Hatta sevişmeden sevgi olamayacağını ima ediyor çoğu yerde. Kadınları çeşit çeşit deneyimliyor. Sevdiği kadını bile başka kadınlarla aldatarak seviyor; çünkü onun için aşk, “tek kişiye bağlanmak” değil, arzunun bütün kanallarını yaşamaktır. Ama bir fark var: aşık olduğu kadını yazarken daha derin, daha yoğun, daha bütünsel anlatıyor. Diğerlerini kasık ve yatak üzerinden tüketiyor. Aşkı sıradanlaştırmıyor, tam tersine bedene indirerek gerçek kılıyor. Romantik aşk “saf duygu” diye sunulduğunda Miller için yalan; ama cinsellikle birleştiğinde aşk, yalan olmaktan çıkıyor. Miller için “seviyorsam sevişirim, sevişiyorsam sevmişimdir” gibi bir denklem var… iki yıl önce okumuştum eski ben yeni benle tanıştıran kitaplardan biri, sevgiyle Henry 😍❤️