hani bazen hikaye bambaşkadır, ama sen onun bambaşka birine hissettirdiklerini dinlediğinde kendini kendi hikayenden tanıdık bir hisse şutlanmış hissedersin. işte bu kitabı okurken bana tam şurda ondan oldu;
“eskiden battaniyemin altına saklanıp yokmuş gibi yaptığım devin şimdi gözlerine bakıyorum. sonuçta onu hala yenemedim ama bu, aradaki farkı önemsiz kılar mı? sanmıyorum. dev öyle büyük ki arkasını göremiyorum ama derenin sesini duyuyorum. onunla savaşırsam çok yara alacağımı da biliyorum, yaralarımın eninde sonunda kabuk tutacağını da. ihtiyacım olan tek şey cesaret. kendim olma cesareti. şimdilik devle bakışıyoruz ama bir gün o şeftalilerden dilediğim kadar yiyeceğim. bu kez ağaç bana ait çünkü.”