Derler ki: Bir aşık varmış, maşuğun hasretiyle yanmış, küle dönmüş. Almış kendini, vurmuş yollara; dayanmış maşuğun kapısına, çalmış tüm heyecanıyla. ''Kim o ?'' demiş maşuk: ''Ben geldim'' diye karşılık vermiş aşık. Açılmamış kapı... Gidip tekrar çalmış kapısını; yine aynı soru: ''Kim o ?'' ve yine ''Ben geldim'' cevabı... Maşuk seslenmiş içeriden: ''Hala sen varsın, öyle mi? Hala aşk seni yok edip, yeniden bir ''Ben'' yapmadı, öyle mi? Git, yan, yakıl; küller seni yeni bir ''Ben'' yapsın, öyle gel...'' Gerisi geriye dönmüş aşık, diyar diyar gezmiş. Yok olmayı, kendinden geçmeyi, ''Sen'' i yaşamayı o zaman anlamış. Çalmış tüm mahcubiyetiyle maşuğun kapısını tekrardan. ''Kim o?'' demiş maşuk yine. '' SEN GELDİM '' demiş aşık ve kapılar ardına kadar açılmış, girmiş içeri...