1000Kitap Logosu
Gökhan
Kırmızı Kitap'ı inceledi.
560 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
Çok beğendiğim kitapları okumaya kıyamamak gibi bir takıntım var. Bu takıntımın zirve yaptığı eser ise şüphesi kırmızı kitap'tı. Jung'un akıl hocam olmasından dolayı eserlerine büyük anlamlar yükleyerek okumaktan hep imtina etmişimdir. Yıllarca masamın üzerinde duran kitapla birbirimize umutsuzca bakıştık. Nihayetinde kitabı elime alıp okuduğumda ise insanın ruh dünyasını sarsan bu eşsiz eserle tanışmış oldum. Kırmızı kitap Jung'un ölümünden sonra yıllarca Jung'un kasasında bekledikten sonra basıldığında pek çok insanın şaşırdığını tahmin ediyorum. Çünkü jung kitabında kendi spiritüel deneyimlerini aktarmıştı. Günümüzde mistik yönü ağır basan pek çok kitap yazıldı, yayımlandı. Kırmızı kitap'ın bu kitaplar arasında farklı bir konumu bulunuyor. Çünkü Kitabın yazarı Jung analitik psikolojinin kurucusu bir bilim adamı idi. Yıllarca Psikoloji ve Psikiyatriye hizmet vermiş, Freud'la çalışmış, hastalıkları tedavi etmişti. Bilinç olarak ifade edilen "ruh" dan daha farklı olarak içsel ve manevi bir varlık olan "ruh" dan bahsediyordu. Peki Jung'un bu mistik dünyasının kapısı ne zaman açılmıştı? Yazarın "Anılar Düşler ve Düşünceler" isimli eserinden kendi ağzından alıntı yaparsak her şey şu şekilde başlamıştır: "Pazar günü öğleden sonra beş sularında kapı deli gibi çalınmaya başladı. Güneşli bir yaz günüydü. Hizmetçilerin ikisi de mutfaktaydılar. Oradan evin giriş kapısının önü görünür. Herkes dışarıda kimin olduğunu anlamak için baktı. Kimse yoktu. Ben zile yakın oturduğum için zili hem duymuş hem de hareket ettiğini görmüştüm. Birbirimize bakakaldık. Ortalığa ağır bir hava çökmüştü.Bir şey olacağını biliyordum. Evin içini sanki bir kalabalık basmış, eve ruhlar doluşmuştu. Kapıya kadar ev tıka basa doluydu ve o ağır havada soluk almak olanaksızlaşmıştı. Bana gelince; zihnimden sürekli, “Tanrım, ne demek oluyor bunlar?” sorusu geçiyordu. Sonra, onlar koro halinde, “Kudüs’te aradığımızı bulamadığımız için geri döndük!” diye bağırdılar." İşte Jung'un çocukluğundan başlayarak ölümüne kadar devam eden spiritüel deneyimleri nihayet saygın bir Psikanalist olup yaşadığı şeyleri anlamlandırabileceği teknik donanıma sahip olduğunda açıklık kazanacak ve Jung bu deneyimleri kontrolsüz hayaller aleminden çıkartarak kendi irade ve kontrolüne alarak yaşayacak ve yazacaktı. İşte "Kırmızı Kitap" özetle budur. Bana göre içeriği uzun uzun düşünülecek, üzerine kafa yoracak, araştırılacak sayılı kitaptan birisidir.
Kırmızı Kitap
Okuyacaklarıma Ekle
4
Yorum
1
Paylaşım
66
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler
Gülçin Şentürk
"Liber novus, Jung'un yeni psikoterapi modelinin ortaya çıkışını anlamak açısından çok önemli." Cümlesi syf 188 de bulunuyor mesela bu da mı bir iç konuşma? Sizde basılı kitap varsa önsözün, tanıtımın bittiği yeri öğrenmek istemiştim. 🤷🏻‍♀️🙋🏻‍♀️
1
Gökhan
Kitabın uzun bir önsöz ve açıklaması var hocam. (Devam eden konuşmaları yorumun devamına yazalım)⬇️
gece kuşağı
Merhaba bu kitabı almayı düşünüyorum. Çeviri konusunda fikrinizi alabilir miyim? Başarılı buldunuz mu? Çevirisi sebebiyle de tavsiye eder misiniz? Teşekkürler.
1
1
Gökhan
Hocam zaten bir bu çevirisi var. Bu vakitten sonra da bu tür az okunan eserleri kimse çevirmez sanıyorum. Genel olarak beni rahatsız eden bir durum olmadı. Tavsiye ederim.
1
Samet Ö.
Jung'un spiritüel ilgisi gençliğinde yaşadığı iki olaydan sonra artıyor özellikle. Bunlardan ilki bir ekmek bıçağının görünürde bir dış etki olmadan paramparça olması, diğeriyse bir gün otururken yine görünürde dışsal bir etki olmaksızın yan odadaki masanın ortadan ikiye yarılmasıydı. Zaman zaman duyduğu patlama şeklindeki kişisel deneyimler, bana oldukça uçuk kaçık geliyor. Belirgin bir ruhsal(psişik) hastalığın habercisi olduğu açık. Aksi bir durum olarak psişik varlıkların evini basması olasılığı gerçeklikten oldukça uzak. Bilmem siz bu konuda ne düşünüyorsunuz hocam? Bu tarz bir deneyimi doğrudan yaşadığınız bir anınız varsa da sormak isterim.
5
2
5 YANITIN TAMAMINI GÖSTER
Gökhan
Epifiz bezinin- göz olarak değerlendirilmesine sebebiyet veren- ışığı algılaması tamamen farklı bir olay diye düşünüyorum. Kafatası gibi ışık geçirgenliği olmayan kapalı bir ortam da ışığı algılayabilen bir mekanizmanın olması neden olabilir? Benim fikrime göre; efendim siz daha iyi bilirsiniz ki beyin sinirsel iletimini elektronlar vasıtası ile yapıyor. Kimyager olarak konunun can alıcı noktasına şöylece el atmalıyım ki; elektron taneciklerinin çevresinde fotonlar vardır! Epifiz bezinin, sinirsel iletime dahil olan elektronların çevresinde kümelenlemiş foton paketcikleriyle bir ilişkisi olduğunu düşünüyorum :)
1
Ahmet CESUR
YORUM GÖRÜNTÜLENEMİYOR.
2