Ön bilgi notuna göz atmak için: #188679117
- Empiricus ve Düşünce Altyapısı -
İ.S. 2-3. Yüzyıllarda yaşamış, Romalı, filozof, hastalığın nedenine göre hareket eden değil; belirtilerinden yola çıkarak tedavi edilmesi gerektiğini esas alan “deneyci” bir hekim, deneylenebilen bilgiler dışında kalan tüm bilgilerin birer varsayım ve kesinliği olmayan bilgiler olduğunu iddia eden, “septizm” yani kuşkuculuğa dayanan ilmi ve fennî bilgiler haricinde kalan tüm öğretileri “dogmatizm” olarak adlandıran, doğru bilgiye ulaşılamayacağını ve bunlar salt değişken olan algılarımız ile anlam kazandığını, yani aynı bilginin birçok insanda edindirebileceği bilgilerin birbirinden bağımsız olduğunu söyleyen, üzerine ittifak kurulabilecek bilginin de bu şekilde olamayacağını savunan, Stoacılara, Epikürcülere, Sofistlere, Platonculara ve Aristotelescilere ciddi eleştiriler yapan, felsefe tarihine damga vurmuş bir isimdir, Sextus Empiricus.
--- Bundan Sonrası Spoiler İçerebilir ---
- Okuduğum Eserleri Üzerine -
| Phyrrhonculuğun Esasları
Hayvanlar arasındaki ayrımlarından mütevvelit duyum ve algıya dair bilgilerin nasıl ki güvenilmez olduğu ortada ise, insan için de bu geçerlidir der, Empiricus. Çünkü görünenin farklılığı hayvanlarda nasılsa, insanda da aynıdır. Şöyle ki dünyada çeşit çeşit ırk, coğrafya ve kültür bulunmakta ve bunların neredeyse hepsi bir şeyi, farklı algılayıp anlamlandırmaktadır. Kimi milletler yapılan bir şeyden hoşlanırken; kimisi ayıplar ve yasaklar. Öyle ki aynı kültüre sahip olup; bireyler arası farklılıklar da göze çarpmaktadır.
Diğer bir argümanında ise “beş duyu”ya yönelir. Örneğin bir resim tablosuna baktığımızdaki algımız ile dokunduğumuz andaki algımız apayrıdır. Veyahut bir şekeri tadınca güzel his uyandırırken; göz ile algılanırken bir anlam ifade etmez. Ekleyin siz buna; parfümün güzel kokması ile tadının iğrenç olmasını, Güneş’in sıcaklığı teni ısıtması ile gözü yandırmasını. Bunlardan yola çıkarak filozof, duyunlarla nesnenin kendi doğasını tastamam bilinemeyeceğini ortaya atar.
Duyumlara olan güvensizliğe benzer, akla dayalı yargılara da karşı çıkar. Öyle ki onun için insan “Tabula Rasa” yani boş bir levhadır. Doğuştan bir verisi yoktur. Bütün edinimler duyumlar vasıtasıyla elde edilir. Dolayısıyla fenomenler hakkında bir yargıda bulunulamaz. İşbu beş duyu dahi birbirinden farklı çıkarımlara gebedir.
Kuşkuculuğa dair diğer bir sorun ise, fenomenlerin konumu ve mesafesidir. Örneğin ıssız bir çölde gördüğümüz bir su birikintisine yaklaştıkça öyle olmadığının anlaşılacağından yine mutlak bilgiye ulaşılamayacağını söylerler.
Duyumlarımız da hakeza doğuştan bir eşik düzeyi ile gelmediği, bilakis fenomenlerin duyumsamalarımızın eşiğini tayin ettiği gerçeğini öne sürerler. Yani nasıl ki bir dereceye kadar derimiz ısınıyor; bir dereceye kadar da üşüyebiliyor veya donuyorsa, duyum eşiğimiz de ona göre adapte oluyordur. Dolayısıyla eşik ile sınırlı olan duyumlarımız, gerçek bilgiyi elde etmekten acizdir. Savını ortaya atarlar.
Arazların yapısı ve miktarına göre de daima bir değişkenlik göstereceğini belirtir filozof. Örneğin salt gümüş bir taş koyu bir renk olarak görülürken; birden fazla küçük koyu taşın yan yana gelmesiyle de açık renge büründüğü gibi miktarların da yapıyı değiştireceğinden bahseder.
Görece ve fenomence bir dünyadan ibaret olduğunu söyleyen Septikler, bir yargıda bulunulmamasını ve kesin ifade eklerinden (-dır, -dir) kaçınılması gerektiğini ve “o budur, şu şudur, bu şudur” gibi değil; “bu, şimdi bana öyle geliyor” gibi bireysel deneyimlere göre söz söylenmesi gerektiğini ifade ederler.
Süreklilik hususuna da değinen Septikler, bir şeye insanın alışması ile hayatında nadir görmesinden ötürü değer biçilmesi, metafiziksel anlamlar yüklenmesine de karşı çıkarlar. Örneğin hayatında hiç güneş görmemiş biri ile daima güneş görmüş, hayatında hiç deniz görmemiş ile sürekli yüzen biri arasındaki algı farklılığının neticelerinin de ayrı olacağını belirtmişlerdir.
Gelenek, görenek ve basmakalıp davranışlara da karşı çıkan septikler, birbirinden farklı coğrafyada yaşayan kimselerin aynı şey uzerinden, apayrı düşünce ve davranışlarda olabileceğinden, kesin bir yasa ve gelenekten de bahsedilemeyeceğini savunurlar.
- Son Notlar -
“bazı” ve “bazen” kelimelerinin çok geçmesi kulağı tırmalıyor. Çeviriden midir emin değilim ama bu kelimeler, az kullanılarak da izah edilebilirdi. Veyahut birbirinden farklı ancak aynı kelimeler kullanılabilirdi.
Kuşkuculuğun çoğu görüşlerine katılmamakla beraber, sorgulama uğraşları ve farklılığı dikkatimi çekmiştir.
Pyrrhonculuğun EsaslarıSextus Empiricus · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201987 okunma