Müslümanların son iki yüzyıldır yaşadığı problemin ‘’kendimiz olamamak, şahsiyetsizlik problemi’’ olarak adlandırıyor Savaş Hoca. Bunun temelinde Allah ile aramızın açılması ve kendimize güvenimizi yitirmemiz, aşağılık kompleksine kapılmamız ve sonucunda Batı’ya benzeme, onun gibi olmaya çabalama süreci geliyor.
Kitap boyunca bize bir ayna tutarak kusurlarımızı gösteriyor, eksiklerimizi, yanlışlarımızı yüzümüze çarpıyor. Allah’tan uzaklaşmamızın hem sebebi hem neticelerinden birisi ‘’tevhid dilini’’ kaybetmemizdir. Dilde kullanılan kelimeler bizim düşünce yapımızı ve dolayısıyla amellerimizi şekillendiriyor.
‘’ Çünkü her kavram bir anlam taşır. Kavramını kaybeden anlamını kaybeder. ‘’ diyor.
Mesela; ahlak ve etik kavramları. Ahlak; Hakk’a göre doğru olanı yapmaktır. Etik ise; Halka göre doğru olanı yapmaktır. Bizim için birbirine muadil görünen bu iki kelimenin merkezleri birbirinden farklı. Merkezimiz Hakk olursa yapacağımız amellerle, merkezimiz halk olduğunda yapacağımız ameller birbirinden farklıdır. Ahlak yerine etik kelimesini kullanmaya başlamamız bizi tevhitten, Allah’tan uzaklaştırıyor, yaptığımız iş yanlış olsa bile halk onaylıyorsa doğru kabul eder hale geliyoruz. Kitapta bunun gibi bir çok örnek mevcut.
Tevhitten ve Allah’tan uzaklaştıkça din sadece bir söylem ve slogan haline geliyor ve söz yeterli gelince öz geri plana atılıyor. Geleneksel olarak bir İslam savunuculuğuyla avunuyoruz ancak yaptığımız işleri bir müslüman olarak yapmıyoruz. İslam’ı sadece camilere, Ramazan ayına hapsediyoruz.
Oysa ki müslüman yemek yerken de müslümandır, sokakta yürürken de, işini yaparken de, insanlarla ilişkilerinde de müslümandır. Günümüzde ise müslümanım diye haykıran insanlar çok rahat faize bulaşabiliyor, bağıra çağıra konuşup küfürler ediyor, kaldırımlara tükürüyor, ticarette insanları kandırıyor. Bunun sebebi söz ile özün bir olmaması. Müslüman çift kanatlı olmalıdır. İçini de dışını da aynı ölçüde ihya etmelidir. Boş sözlerle, holiganlıklarla müslüman olunmaz.
Herkes içinde bulunduğumuz durumdan şikayetçiyken, kimse düzeltmek adına harekete geçmiyor, bunun için çok güzel bir günah keçisi bulmuşlar; sistem.
Sistem böyle diyerek her gelen bir öncekinin yanlışını devam ettiriyor, zinciri kırmak gibi bir şeyi aklından geçirmiyor. Oysa ki sistemi oluşturan da insandır. Savaş Hoca bunu; ‘’Çare insanda. Kendimizde. Birer birer, fert fert, tek tek…’’ diye ifade ediyor.
Konuların özünü bu şekilde özetleyebilirim. Herkesin okumasını, bilinçlenmesini bu dertle dertlenmesini niyaz ederim.
Son olarak Nazım Hikmet’in dizeleriyle bitirmek istiyorum:
Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak,
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…