Rapsodi'yi çok severek okumuştum. Yabancı Bir İlahi'nin çıkmasını da hevesle beklemiştim. Ama maalesef beklentilerimin altında kaldı.
Callypso, ilk kitabın sonunda karşımıza kanatlı ve pullu, pençeli olarak çıkmıştı ve burada da böyle olmaya devam ediyor. Bedeni değişime uğramış ve sürekli kendini aşağılayan bir hava içerisinde.
Bedensel değişimin yarattığı travmayı yoğun bir şekilde yaşadığı belli fakat bu konu üzerinde o kadar fazla durulmuş ki artık oku oku sıkıntı geldi. Üstelik Desmond dur durak olmadan kızımıza kendini iyi hissettirmeye çalışıyor.
Şimdi düşünürsek bu adam krallıklar arasında en güçlü ele sahip peri. Ama bir kızın ağlak tavırlarıyla uğraşıp duruyor.
Yazarımız okuyucunun gözü doysun diye araya seks de serpiştirmiş. Açıkçası ben biraz kurgu okumak isterdim. Olay bekliyordum.
Kitabın sonuna kadar Ruh Hırsızı'yla alakalı bir şey görmedik. O öyle dümdüz durdu. Yazık oldu.
Sonlara doğru bir aksiyon bir kıpırdanma oldu. Sırf son sahnelerin ve ilk kitabın aşkına 6 puan verdim.
Laura Hanım'ın harika bir fikirle çıktığı yolculukta ikinci kitabı beni hayal kırıklığına uğrattı.
Des için farklı portreler çizmeye çalıştığını fakat kafasının karıştığını düşünüyorum. Aynı şekilde Callypso için de bir dengesizlik söz konusu. Bir kişiyi aynı konularda hem güçlü hem de güçsüz göstermek pek akıl kârı değil. Ayrıca konunun gereksiz yere uzatılmasını da bir türlü anlayamadım.
Bu kitapta eğlenerek okuduğum nadir yerlerden biri Temper'ın yaptığı yorumlardı. Kitabın kurtarıcılarından biri Temper biri de son sahnelerdir.