Kaç yaşına gelirsek gelelim bir tarafımız ölüme çok uzakmış gibi yaşarız ama doksan yaşına gelince her hamleyi daha planlı yapılabiliriz. Son demler, kendime son bir güzellik ya da son çırpınışlar...
Kitaptaki ana karakter aynen böyle bir ruh haline sahip. Doksanıncı yaş gününde kendini ödüllendirmek için daha önceden tanıdığı genelev patroniçesinden el değmemiş bir kız ister ve isteğini gerçekleştirir patroniçe.
Yaşlı adam aşık olur on dört yaşındaki kıza, kızla tanışmasıyla birlikte yeni duygularla da tanışır, daha önce hissetmediği hislerin tecrübesini edinir, kızı bir sanat eseriymiş gibi izler sabahlara kadar.
Benim Hüzünlü Orospularım, kitabın ismine ve kurgusuna baktığınızda ahlak dışı gelebilir ama karakterleri tanıdıkça anlaşılır geliyor. Mesela en aykırı olan yaşlı adamın, hayatı boyunca aşık olmamış, evlenmemiş, sevgi duymamış ve de sevgi görmemiş olması, ücretli birliktelikler harici normal bir ilişki yaşamamış olması ruh halindeki eksiklikleri anlatıyor. Bunları baz alarak okuduğunuzda sevebilirsiniz benim gibi