·325 syf.····Okunma: 27 Aralık 2022 22:35 Neden ile başlayan o kadar çok sorum var ki. Cevapsız kalacağını bile bile arka arkaya hiç durmadan koca bir paragraf oluşturacak kadar.
(Tek açıklaması reenkarnasyon olabilir. Bilemiyorum.)
Charlie ile güldüm, Charlie ile ağladım ve Charlie ile sevdim…
Hey! Bir dakika…
Bu, insanın içine işleye işleye anlatılanlar diyorum, neden?
Sanki kendi yaşadıklarımız yada çevremizde yaşananlar yeterince trajik değilmiş gibi bir de hüzünlenmek için böyle kitaplar okuyoruz. Ölü sevici miyiz/miyim?
Kitap muazzam. Bakmayın öyle şeyler dediğime. Melankoli seviyorum sanırım, ondan sürekli olarak işin hüzün tarafıyla ilgileniyorum. Halbuki adamlar(pardon bilim insanları) orada deney yapıyor, bilim adına, deneme yanılma yoluna başvuruyorlar ki bilimde her başarısızlık bir ilerleme sayılıyormuş, öyle diyorlar.
Kitabın konusuna değinmek istiyorum ama yapamayacağım galiba. Önce deli sonra akıllı olmaz. Önce akıllı olursun; gördüklerin, öğrendiklerin, yaşadıkların seni deli yapar. (Ah Nietzsche.)
Aa pardon, deli değil bizim harika kahramanımız. Sadece, çok düşük bir zeka seviyesine sahip, kocaman yüreği olan milyonlarca insandan biri.
Ha bir de, aşkla alakalı diyorlar ki; en üstün zekaya da sahip olsan çaresizsen yine çaresizsin. Çözüm üretemiyorsun, anlayamıyorsun, işin içinden çıkamıyorsun. Güzeldir, duygusu, enerjisi. Ama bir o kadar da yıkıcıdır hissettirdiklerinden sonrası..
“İçimdeki bir şey beni yakıp bitiriyor ve bütün bildiğim bu şeyin bana sürekli olarak seni düşündürdüğü. Bir kitap okurken bile sayfanın ortasında senin yüzünü görüyorum — üstelik de eskiden gördüklerim gibi bulanık değil, son derece berrak ve canlı olarak. Sayfaya dokunuyorum, yüzün kayboluyor ve ben o kitabı parçalamak ve bir yerlere fırlatmak istiyorum.”