Gönderi

8/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2022 75. kitabı
Çok uzun zamandır karşıma çıkan; almayı daima ertelediğim, aldıktan sonra da okumayı ertelediğim bir kitaptı “Gece Yarısı Kütüphanesi”. İçinde bugüne dek hiç bilmediğim, düşünmediğim bir olay yok. Ama çok sık unuttuğum ve bazen kendime hatırlatmakta zorlandığım bazı şeyler var. Bu yüzden birilerinin yılın en iyi kitabı seçtiği bu kitap benim için sadece kendimi iyi hissetmemde, kendimi affetmemde yardımcı olan bir araç. Hayatı boyunca mutluluğu başkalarını memnun etmekte bulan bir kadın Nora. Onun hikayesi mutluluğu başka hayatlarda, başka seçeneklerde aramak ve tam doğruyu bulduğunu sanarken kendini kandırmakla dolu. Biz de aslında öyleyiz. Seçmediğimiz ihtimallerin, görmediğimiz yerlerin pişmanlığını yaşıyoruz. Bugünü yaşadığımızı ve zamanın akıp gittiğini unutup geçmişte kalmış ve değiştiremeyeceğimiz kararlar yüzünden kendimizi suçluyoruz. Benim yaşımdaki gençler seçtikleri (ya da seçmeye zorlandıkları) bölümden mutsuz, başka insanlar çalıştıkları işten ve reddettiği tekliflerden muzdarip… Sevgisizlik ve sevecek hiçbir şeyinizin olmaması aslında yaşadığınız hayattaki anlamın da olmaması gibi. Sevginizi ilginizi verebileceğiniz, karşılığında huzur ve tatmin duygusu duyacağınız bir hayat zaten şu anda kalmayı sağlıyor. Geçmişe takılı kalıp kontrol edemeyeceğimiz gerçeklikleri düşünüp durmak ise içten içe bizi dibi olmayan bir çukura sürüklüyor. Bazen unuttuğum bu saydığım şeyleri tekrardan hatırlattı bana Nora. Kendimizi ne kadar zorladığımızı fark ediyorum. Kendimize ancak baskı uygulayarak iyiye ulaşacağımız düşüncesi, bu düşüncenin omuzlara yüklediği yük ve her gecenin sabahında yorgun uyanmak… Hayat zor, yaşamak zor, negatif çok şey var. Ama bir şeyleri kenara ayırıp hayatı yaşamazsak dönüp baktığımızda bir de bu sefer boş geçmiş zamana acımış olacağız. Bu hepsinden daha kötü bence… Beni kitapta rahatsız eden bir şey aslında olması imkânsız şeyleri yazarın kuantum fiziği ile açıklamaya çalışması. Gerek yok… Bir kurgu yazmışsın ve bu dünyada ilk değil. Basit, yalın, anlaşılır, akıcı bir dille insanlara “anda kal” hatırlatması yapan bir kitap hepsi bu. Schrödinger’e girmeye gerek yoktu bence. Ek olarak hoşuma giden şeyse Nora’yı kurtaranın aşk değil kendi farkındalığı olmasıydı. Birlikte kitapta hep kurtarılmaya muhtaç olan kız imajı çiziliyor ve onu sadece “gerçek aşk” kurtarıyor. Bu kadar benlik ve öz teması geçerken Nora’nın kütüphane yıkılırken özüne dönmesi bence çok güzel bir ayrıntıydı. Gençlikte okunduğunda büyük aydınlanmalar yaşatacağını düşünüyorum ama yetişkinlik ve sonrasında sadece rahatlatıcı ve hatırlatıcı olabilecek bir kitap. Rahatsız edici, tüyleri diken diken eden bir yeraltı edebiyatı gericiliği yok ama akıyor ve kendini okutuyor.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.