DENİZ'İN ORMANI
YAŞAM ve ÖLÜM ARASINDAKİ KÖPRÜ:AŞK
NİHAN UYCAN ÖZEN
327 SAYFA
Sana anlatamam ki ben gerçek sevginin, aşkın yalnız yaşandığını... Sevgilinin yokluğunda kendini bulmanın aşk olduğunu ve ben sana anlatamam ki bu farkındalık içinde yok olup TEK'e ulaşmanın mutluluğunu. Aşk; bir olma, TEK'e varma hali benim için...
Sevgili Sevtap Eken öncülüğünde yeni bir kalemle tanıştık, iyi ki de tanıştık. Çok severek, heyecanla okudum Deniz'in Ormanı kitabını. Yazarımıza, eşlik eden arkadaşlarıma ve sevgili Sevtap'a çok teşekkür ediyorum. Nicelerinde bir arada olmak üzere.
Deniz. Sempatik, yakışıklı, zeki, müziğe düşkün, kemanı çalmayıp adeta konuşturan bir genç. Henüz üç yaşındayken söyledikleri, tavırları ile farklılığını ortaya koyan, kendi tabiriyle olgun bir ruh olarak dünyaya gelen Deniz. Sezgisel yetenekleri, gördüğü rüyalar, sorgulayan tavırları ile anne ve babasını tedirgin eden bir genç. Farklılıklarının etkisi ile birazda içine kapalı yaşayan Deniz; küçüklükten beri organlarını bağışlamak istemektedir. On sekiz yaşına geldiğinde zorlada olsa bu isteği kabul görür ailesi tarafından. Bu konuda ısrarcı olma sebebi gördüğü rüyalardır aslında Deniz'in. Geçmiş hayatında yaşadığı büyük aşka göre şekillendirir şu anı.
Nazlı. Deniz'in tek gerçek dostu, arkadaşı ve onu sorgusuz sualsiz anlayan, kabul eden tek kişi. Sekiz yaşından beri devam eden, güçlü bir bağla birbirlerine bağlı iki dost onlar.
Annette. Küçük yaşta babası tarafından terk edilmiş, annesi ile Almanya'da yaşayan ve uzun yıllardır kalp nakli bekleyen bir genç kız. En yakın arkadaşı, sırdaşı Sabine ile müzik yapan, asi bir kişilik.
İki farklı ülke, birbirinden habersiz yaşanan hayatlar, yüzyıllar öncesinde yaşanmış büyük bir aşk, üç farklı insanın kesişen yolları.
Deniz, Nazlı, Annette. Julia, Jürgen ve Werther.
Müthiş bir dostluk, unutulmaz bir aşk, birbirine bağlanan hayatlar.
Organ bağışı ile tamamlanan bir döngü.
Reenkarnasyon, masalsı bir anlatım, geçmiş yaşamlardan tanışan üç kişi, karma, kader...
Önemli bir amacı gerçekleştirmek için birbirine bağlanan bu üç ruhun gizemi.
Beyaz baykuş.
Limon ağacı, doğaya dönüş.
Harika kurgulanmış, bir solukta okunan, ütopik bir dünyaya kapı aralayan, sımsıcak bir kitap okudum. Aşkın, "BİR" olmanın, dostluğun, hayatımızdaki insanları gerçekten dinlemenin ne derece önemli olduğunu akıcı bir dille anlatan bu kitabı mutlaka okumalısınız. Kesinlikle tavsiyemdir.
Her ölüm erken ölüm derler. Aslında her ölüm geç kalmış bir kavuşmadır kaynakla.
Herhangi bir konuda birine üstün gelince ondan daha iyi bir insan olmuyorsun.
O gün kalbin de bir zekası ve kendi iradesi olduğuna inandı Nazlı. Kalp önceden biliyor, seçiyor ve kendi kararlarını verebiliyordu. Ona söz geçirmek sanıldığı kadar kolay değildi.
Herkes taşıyabileceği kadar yükle sınanır evrende. Evren bu yüzden sonsuz genişlikte, çeşitliliktedir.
Bazen insanlar ellerinden gelen her şeyi yapsalar da kontrol edemeyecekleri, her şeyden ve herkesten büyük mükemmel bir plan çalışır, bütün küçük planları bozardı.
Hem bence fiziksel uzaklık çok dert edilecek bir konu olmamalı, en kötüsü ruhsal uzaklık.
Bedenin ölüyor ama organların birinin yaşamasına yardım ediyor hala. Belki böylece sen de biraz daha yaşıyorsun.
Aşk, bir kişiye duyulan yoğun sevgiden çok üstün bir sevme hali.
LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!