Çember yuvarlak değildir
Puan vermedi·292 syf.··
2022 62. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2022 09:21
Yağmurdan Önce filmini izlediğimi hayal meyal hatırlıyorum. Filmin konusu Bitmeyen Kavga'nın konusuyla pek ilgili olmasa da, filmin döngüsellik üzerine kurgulandığını hatırlıyorum, 1984'te de gördüğümüz gibi bu filmin dünyasında da karşımızda mottolar çıkıyor. Belki de bir motto demek lazım 'zaman asla ölmez, çember yuvarlak değildir.' Tarihin tekerrür ettiğini söylediğimizde, olayların aynı kişiler tarafından aynı şartlarda aynı şekilde gerçekleştirildiğini kast etmeyiz. Ama yaşanan olayların temelinde ciddi benzerlikler vardır. Ben Bitmeyen Kavga'nın isminin bu döngüselliğe atıfta bulunduğunu düşünüyorum, kitabı kapatmadan önce bunu fark etmem mümkün değildi. Kitabın orijinal adı bitmeyen kavganın tam bir çevirisi değil, belki de bu atıf çevirmenin aklına gelmiş bir fikir. Orijinal adı In Dubious Battle, Müphem Kavgada gibi bir anlama geliyor ki, bu isme bakınca da, Steinbeck'in ya bu kavganın davasına inanmadığı için, ya da bu kavganın sonucunun açık olmadığını belirtmek için bu adı vermiş olabileceğini düşündüm. Bu kitap bibliyografide Gazap Üzümleri'nden önce yazılmış olarak gözüküyor. Ancak bence bu kitabı Gazap Üzümleri'nin üzerine okumuş olmam daha uygun oldu. Gazap Üzümleri'nde, evlerinden edilen ve mevsimlik işçi olarak çalışmak için oradan oraya sürüklenen bir aileyi okuyoruz. Bu kitapta ise mevsimlik işçi olarak çalışan insanlar ana kahramanlarımız. Bazı kahramanların isimleri, yanlış hatırlamıyorsam hem Gazap Üzümleri'nde hem de Bitmeyen Kavga'da geçiyor. O yüzden ben bu kitabı, okurken, çalışan mevsimlik işçilerin bu iş bulmadan önce yaşadıkları zorlukları Gazap Üzümleri'nde okuduğumu düşünerek ilerledim. Bunu düşünmemek halinde kitaba, verdiği mesaja ve karakterlere sinirlenmek mümkün, her ne kadar buna internette okuduğum incelemelerde hiç rastlamamış olsam da. Çünkü bir yerde çalışan işçiler, şartlarından memnun değillerse kendileri grev yapabilirler. Onları greve yönlendirmek için, onların yaşadıkları zorlukları teorik olarak anlayan, ama kendisinin mevsimlik işçi olarak çalışmaya ihtiyacı olmayan kişilerin işçilerin arasına karışması grev mantığına aykırı. Bu grevde insanların içten öfkesini değil, hesaplı adımları okuyoruz. Belki de o insanları umursamadan, o insanları çiğneyerek atılan adımları. Grevi kışkırtan Mac, grevin kaybedileceğini, işçilerin bir kısmının öleceğini, bir kısmının mimlemip bir daha iş bulamayacağını düşünüyor, ama bunları asla söylemiyor, asla içten konuşmuyor, davası uğruna insanları yanlış bilgilendirmeyi göze alıyor, çünkü 'sürü' in bireylerin feda edilebileceğini düşünüyor. Grevciler kundaklama gerçekleştiriyor. Devlet sözde grevcilere karşı silah kullanmazken dışarıdaki insanları kışkırtarak grevcilere karşı sivil halkın öfkesini kullanmaya çalışıyor. Ve bir grevcinin 'halk' tarafından öldürülmesini sağlıyor. En büyük iletişim ve örgütlenme belki de. Elini tetiğe götürmeden insanları öldürebilmek... Bu ölümün gerçekleşmesi grevcilerin hiddetlenip greve daha sıkı sarılmasına sebep oluyor. Ancak her şeyin etkisi geçtiği gibi bu olay da soğuyor. Bu sırada ana karakter Jim in henüz aktif bir çatışmaya katılamamışken omzundan yaralanması üzerine olayın dışında kalmaktan ne kadar üzüntü duyduğunu görüyor, 'bırakın yaramı açayım, kanımı akıtayım, insanları canlandırayım.' diye yalvarıyor. Buna izin vermiyorlar, gerçekten Jim'i sevdikleri ve yarasını açmasının yaratacağı sorundan korktukları için mi? Sanmıyorum. Yaralanma, insanları harekete geçirmeye yetmeyeceği için. Grevcilerin ölmesini kendileri istiyorlar, onları galeyana getirebilmek için, kalanların toplanmasını sağlamak için, sürü, bireylerin toplamından farklı bir şeydir. Belki toplumu sevmek de insanları sevmeyi gerektirmemektedir. Araçlar, sonuçlardan gerçekten farklı mıdır? Çok iyi bir amaç için yaptığımız şeylerin kendi olumsuz özelliklerini görmemek mümkün mü? Bu grevin etik bir gri alan olduğunu düşünüyorum, çünkü bu grev işçilerin kendi çıkardığı, kendi kararlarıyla hareket ettikleri bir grev değil. Dışarıdan desteklenen, ve destekleyenlerin amaçlarının işçilerin amaçlarından farklı olduğu bir grev. İşçilerin arasına girmek için çok fazla yalan söylüyor ve manipülasyon yapıyorlar. 'Kullanmazdığımız bezleri geri verirsek, halk kendini yararsız ve bizimle bütünleşememiş hisseder, herkese ihtiyacımız olduğunu ve bize yardım edecek güçte olduklarını hissettirmek için ellerindeki son kıyafetlerden çıkarıp verdikleri bezleri yakalım.' Devletin işçilere yaptığı manipülasyonlar da var tabii. Örneğin çin de insanların çok çok daha düşük ücret aldıklarını ve Amerikalıların aslında ne kadar şanslı olduğunu söylemeleri. Oysa Çin'deki ücretin alım gücü, daha yüksek olduğu Amerika'daki ücretin alım gücünün çok üstünde. Bu kavgayı kartlar bu kadar kapalı oynandığı sürece kim kazanabilir? Grevcilerin açılan ateşte ölmesi mi daha büyük kayıptır, yoksa en yakın arkadaşlarının onların cesedini dava uğruna kullanması mı? Arkadaşlarının ölümünü istemeleri mi? O zaman kendi halkına/ordusuna zarar vererek insanları düşmanın bu hareketi gerçekleştirdiğine ikna edip provoke etmek doğru mudur? Gazap Üzümleri'nde halkın bu noktaya nasıl geldiğini ve çaresizliğini okumadan hak verilebilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ancak bu çaresizlik içinde bulduğu bütün fikirlere sarılma hali, kendince iyi niyetli de olsa, aralarından olmayan insanlar tarafından kullanılıyor. Ben doktorun sözlerine inanıyorum; şiddet gibi bir araç kullanılarak iyi bir amaca ulaşılamaz. Toplum için bireylerin feda edilmesi gerekmesi halinde bile, buna bireylerin kendi onayı olmadan izin verilemez. Sadece amacına odaklanmış her iki tarafı da, savaşın kazanılması dışında hiç bir şey durdurmayacak. Ama savaşların gerçekten kazananı var mıdır?
Bitmeyen KavgaJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 20217,7bin okunma
·
232 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.