·1724 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Aralık 2022 00:00 bu kitabın bana kattığı şeylere ve hissettirdiği duygulara minnettarım. öyle güzel ve incelikli işlenmiş karakterler ve olaylar var ki yüreğim hop ediyor. dünyanın en güzel kitabı. karakterleri, olayları, hisleri öyle ince işleyip sık dokuyor ki hayran kaldım. her şeye olağanüstü bir derinlik ve incelik katmış sevgili victor hugo. okuduğum en duygu yüklü kitap olabilir. tüm duyguları öyle güzel işliyor ve yüreğime dokunuyor. karakterlerin çoğuna öyle bir bağlandım ki. hepsinin bir şeyleri temsil etmeleri, varoldukları ve uğrunda savaş verdikleri bir şeyleri olması, sonunda da bu şeyler uğruna hayatlarını feda etmeleri çok hoş ve dokunaklı.
bu kitap sanki ruhumu kilden yapılmışcasına yoğurdu ve şekillendirdi. tesadüfleri, paralellikleri, aynı madalyonun iki yüzü gibi bir sürü unsuru barındırıyor ve fark edildiğinde buruk bi gülümseme bırakan ufak tefek detaylarla süslenmiş mükemmel bir kitap. bir sürü kişinin hayatına yakından bakıyoruz ve inceliyoruz. victor hugo toplumu, insanı, yasayı, sevgiyi, hüznü, sefaleti önümüze sunuyor ve aydınlatıyor. bu kitap cidden çok büyük!!! tüm klasiklerin babası.
karakterlere geçelim:
jean valjean. bu adamı anlatmaya kelimeler yetmez. bu kadar baba bi karakter gelmemiştir edebiyata. kendisi beni her koşulda duygulandırmayı ve etkilemeyi başardı. cosette ile maceralarını heyecanla ve başlarına bir şey geleceği korkusuyla okudum. her bir şey yaptığında iyiliği karşısında mutlu oldum. vicdanın insanda hayat bulmuş hali, hayatındaki herkese ve her şeye sadık, koca yürekli mükemmel bi adam. okurken onu victor hugo olarak hayal etmeden duramadım ya, herkesin babası adam.
kitaptaki tarih kısımları da çok ama ben okurken keyif aldım çünkü aşırı yoğun olayları var, arada yazar benimle sohbet ediyormuş gibi hissettiğim için çok hoşuma gitti. özellikle waterloo savaşı çok güzel anlatılmıştı bence. benim için birçok düşünceye ışık tuttu victor hugo. ilk cildin 300lerinde sanırım pontmercy adını görüyoruz, bam, sonra cildin sonlarına doğru bu soyad karşımıza tekrar çıkıyor. çok hoşuma gitti böyle şeyler benim.
hayatımda okuduğum en romantik ve etkileyici cümlelerle karşılaştım. aşırı doz sevgiden bayılacaktım. büyülendim.
hiç ağlanmayacak cümlelere ağlayası gelir ya insanın. bu kitap bende bu etkiyi bıraktı.
cosette ve fantine’in hikayesi, jean valjean, eponine, gavroche, marius, devrimci gençler,,,
devrim ve barikat kısımları o kadar güzel ve heyecanlıydı ki. bu kitapla ilgili anılarımı yenilemek isterim ileride. 1980 orijinal londra müzikalini de çook sevdim. come to me, stars, look down, do you hear the people sing, the little fall of rain… hepsini çok sevdim dinlerken o sayfaları tekrar okuyormuş gibi hissettim
gavroche aralarında en çok sevdiğim olabilir… bastille fili:::””)
eponine… kızım mahvettin beni ya. zaten o barikatta marius’e biri seslendiği an anladım onu koruyanın o olduğunu. YÜREĞİM PARÇALANDI YA. çok fedakarcaydı
enjolras, grantaire, jean prouvaire, combeferre, courfeyrac, jolllly, feuily, bahorel mahvettin. ben bu karakterler hakkında sayfalar döşerim ama kendimi tutayım şimdilik. yazarın bu dostları uzun uzun anlatması, kişiliklerini ve düşüncelerini vermesi çok güzeldi bence. barikatta şiir okudukları kısım:”))
son olarak marius. onu da sevdim tabii ki. hayalperest, içe dönük ve düşünceli. çocuk aynı ben. sonlara doğru ona biraz kızdım ama olsun. dedesi çok komikti. “bir gün kahrolsun xviii louis diye bağırdı ve çekip gitti!” JFLDŞFLFLSKDK
OF DÜŞÜNDÜKÇE SEVDİĞİM VE MAHVOLDUĞUM BİR SÜRÜ ŞEY GELİYO AKLIMDA BIRAKIYORUM BAŞKA YERDE AĞLAMAYA GİDİYORUM
bu kitabı ölmeden önce okuyun. hayatınızın herhangi bir döneminde. eminim bir yerden size tutunup bir şeyler öğretecektir
-
müzikalinden:
Come to me, Cosette, the light is fading
Don't you see the evening star appearing?
Come to me, and rest against my shoulder
How fast the minutes fly away and every minute colder
rain will make the flowers grow
kitaptan:
umutsuzluktan başka bir şey tanımayan bir çocuğun umut beslemesi çok ulvi ve hoş bir şeydir.
sezar verseydi bana
şanla şöhreti
ve söyleseydi
annemin sevgisini terk etmem gerektiğini
büyük sezar’a söylerdim
süslü savaş arabasını ve asasını
alıp gitmesini
çünkü annemi sevdiğimi
-sen hiçbir şeye inanmazsın.
-sana inanırım.
hayata yakından bakın. öyle yaratılmıştır ki her yanında cezalandırmanın varlığını hissederiz.
“zaten aydınlık demek illa ki sevinç anlamına gelmez. aydınlıkta da acı çekilir; ateşin fazlası yakar. alev kanadın düşmanıdır. uçmaya ara vermeden yanmak dahinin mucizesidir.
bilgilendiğinizde ve sevdiğinizde daha fazla acı çekersiniz. gün gözyaşlarıyla doğar. aydınlıktakiler en azından karanlıktakiler için ağlarlar.”
düştüysem yere eğer
bunun suçlusu sensin voltaire
burnum çamurun içinde
bunun…
şarkısını tamamlayamadı.
“bana öldüğümde alnımı öpeceğinize dair söz verin.
onu hissedeceğim.”
sevmek ya da sevilmek yeterlidir. gerisini sormayın. yaşamın karanlık kıvrımlarında bulunacak başka bir inci yoktur. sevmek tamamlanmaktır.
“bana ölmeyi yasakla” (yere yığıldım)
ölmek bir şey değil. yaşamamak korkunç.