İlkay GÜNEL, İçimizdeki Şeytan'ı inceledi.
13 Haz 2017 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir Sabahattin Ali klasiği olan romanın sonunun hüzünlü bitmesi Kuyucaklı Yusuf ve Kürk Mantolu Madonna'dan sonra bu kitapta da karşımıza çıkıyor. O denli harika bir kitap ki okurken mekanlar, karakterler zihninizde calanıveriyor.
Kitabı okurken çoğunluklar Ömer için kızma Macide için ise üzülme duyguları bende oldu. Ömer'in herşeye anlık hevesler duyması, saman alevi geçip giden zevkleri olması, üşengeçlik ve tembellikten insanlara karım diye tanıştırdığı insana nikah kıymakta habire gecikmesi, zararlı olduğunu bildiği halde kopmadığı çevresi, bugün düyanın lafını ettiği insanlar ertesi gün canciğer olması ve hatta yanında karım dediği insan varken gereğinden çok fazla başka bir kız ile samimiyeti, Macide'yi çok sevdiğini söylemesine rağmen hayatını düzeltmek için ciddi adım atamayışı. Hep Ömer'e kızmamıza sinirlenmemize sebeb olan yerler. Macide ise Emine Teyze'nin evinde işittiği laflardan sonra çekip giderken tam yapayalnız kaldım derken karşısında sevdiği birini bulması ile belki de hayatının olumlu yönde değişeceğini ümit ederken ve Ömer'i gerçekten severken nasıl müşkül duruma düştüğünü gördükçe üzüldüğümüz bir kız. Fakat gördüğü manzaralar yaşadığı hayal kırıklıkları Macide'yi yıkmadı. Macide sapasağlam ve dimdik ayakta durmayı başardı. Yine de kitabın sonunda Ömer'in Macide'ye daha fazla kıyamaması hayatını adamakıllı bir düzene sokmak için ilk ve belki de en büyük adım olmaktadır.
İçimizdeki Şeyan, aslında insanlık olarak bazımız zaman zaman bazımız sürekli yaptığımız şeylerden hasıl olan suçu bu olmayan şeye atmaya hevesliyiz. Fakat bilmiyoruz ki başımıza ne gelse ne olsa hep suçlusu yine kendimizizdir, yine irademize hakim olamayışımızdır.