Piraye;"....Bende Nazım olmak ne demek hiç anlamadınız. Şimdi sıra bende, sessiz çığlıklarımın yankıları yüreklerinizi titretecek. Susmak yok artık, haykırıyorum. Seni hudutsuzca seviyorum Nazım…” diyordu bu kitabında.. Bu satırlar Piraye’nin Nazım’a olan sessiz çığlığının yankısı oluyordu, parmaklarımızın arasında çevrilen sayfalar arasından. Bu defa şiirler bir kenara,bir kadının aşkındaki var oluşuyla okuyorduk, Nazım 'ı. Piraye Nazım ' ın kendisi için yazdığı bir şiiri dile getiriyordu,o da şiirin tamamını oluşturan dizelerle değil, ölümün onları ayırma endişesinde, demişsin haliyle... Bahsi gecen şiirse, Nazım 'ın eserleri arasında benim en çok sevdiğim şiiri.. işte sizler için o muhteşem şiirin tamamı:
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...