Nobel edebiyat ödüllü yazardan okuduğum ilk eser. Eski moda değerlere inanan bunu savunan bir çiftin kurduğu aileyi okumaktayız.
Severek okuduğum kitabın konusuna gelecek olursam: David ve Harriet gitmeyi hiç istemedikleri bir partide birbirlerini görürler ve birbirleri için yaratılmış olduklarını düşünürler. Partide tanışıp görüşmeye başlayan bu çiftin görüşleri çok benzerdir. İkisi de kalabalık aile olmayı hayal etmektedir. 3, 4, değil değil, 5 yok yok o da değil daha çok çocuk isterler.
Yeni tanışan çiftimiz çok kısa sürede evlenirler. Hayallerini gerçekleştirmeye başlarlar. Harriet hemen hamile kalır. Bu ailenin bir de Noel de tatillerde kutlamaları meşhurdur. Bütün aileyi çağırıp yedirip içirirler ve bu büyük aile tablosundan inanılmaz keyif alırlar. Derken ilk çocukları dünyaya gelir. Çok zaman geçmeden Harriet tekrar hamile kalır, aile toplantıları ise devam etmektedir. Böyle böyle giderken çocuklara ve eve bakmak için Harriet' ın annesi yardıma gelir. Altı yıl içinde çiftimizin 4 çocukları olur.
Artık biraz ara verelim diye düşünmeye başlar çiftimiz fakat olmaz ve Harriet kısa sürede tekrar hamile kalır. İşte her şey o saatten sonra değişmeye başlar. Harriet hamileliğinden itibaren bir terslik olduğunu düşünür. Çünkü acı çekmektedir. Derken Ben ismi verilen çocuğun doğmasıyla işler sarpa sarar. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Ben diğer çocuklar gibi değildir. Geceleri pek uyumaz ve tuhaf bakan gözlerle herkesi izler. Biz de bu beşinci çocuk sonrası bu ailede neler olduğunu okuruz.
Dili çok akıcı olan bizlere aileyi, anneliği, insanlığı ve körü körüne savunduğumuz düşünceleri sorgulatan bir kitaptı. Herkese tavsiye ederim :)