Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 26 Aralık 2022 20:10 İncelemeye başlamadan önce ilk defa Virginia Woolf okuduğumu utanarak belirtmeliyim. Ama kendisiyle ve yazım tarzıyla tanıştığım için son derece memnunum :)
Öncelikle okuduklarım çoğunlukla dilin değil, zihinlerin konuşmasıydı. Birbirini tanımayan insanların birbirleri hakkındaki görüşleri değil, 'aile' yi ya da bir bütünü oluşturan insanların duvarlarından geçemeyip içe kaçan kelimeleri kastettiğim. Herkesin kendi yalnızlığına gömülüp dağılmasına kendince engel olmaya çalışan bir kadının (belki de karşı tarafın karşılık vermeyi bilmemesi ya da kendince karşılık verdiğini zannetmesinden dolayı) karşılıksız kalan çabası ve ölümüyle beraber bu çabanın hep karşılıksız kalacak olması insanı umutsuzluğa düşürebiliyor. Aile olmanın evlenip çocuk yapmak ve beraber aynı evde yaşamak olmadığı bilinir elbette fakat birbirimizle en yakın olduğumuzu zannettiğimiz anda bile gerçekten kendi yalnızlığımıza hapsolmuş durumda mıyız? Bu 'sosyal yalnızlık' hâli, belki daha önce defalarca hissedip üzerine düşünmemize rağmen, tekrar tekrar sorgulattırıyor bazı şeyleri.
Kitapta değinilen diğer bir nokta da, deniz feneri sembolü altında yatan, insanların her ne kadar farklı olsalar da ortak bir istekte birleşebileceklerine dair umut. Başta bu isteği ve isteğe yüklenilen anlamı abartı bulmuştum fakat okudukça sebepleri ve isteğin gerçekleşmesinde ki gecikmenin getirdiği acı daha anlaşılır ve hissedilir oldu. Kitapta olay olarak kısa bir zaman dilimi ele alınmış olmasına rağmen, karakterleri tanıyıp 'o an'ı onlarla beraber yaşıyorsunuz adeta.
Hepimizin zaman zaman düşündüğü konulara bu kadar yalın değinilmiş olması açısından, okuyanların kendisinden rahatlıkla bir parça bulabileceğini düşünüyorum. İsteklerimizi hâlâ anlamlıyken zamanında gerçekleştirebilmemiz dileğiyle, iyi okumalar...