Puan vermedi·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Ocak 2023 05:37 Taylan Kara’nın gerçekten cesur ve nitelikli bir eleştirmen olduğunu düşünüyorum. Kendisinden okuduğum ilk kitap olsa da son olmayacak. Şimdiden “Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme” kitabı listeme girdi bile. Piyasada görmeye alışık olduğumuz eleştiri adı altında kitap övgüleri sıralayan ve klişe cümlelerle kitaplara makyaj yapan, popüler dergi yazarlarıyla aynı yoldan yürümüyor. Tam tersine popüler edebiyatı pohpohlayan okur ve sözde entelektüel yorumların kokuşmuşluğuna değiniyor.
Edebiyat piyasasında okurları, sanatçıları, eleştiri/tanıtım adı altında okura sunulanları ve yayınevlerinin vasatlıklarını dile getiriyor. Kitabın ikinci bölümünde ise Türk edebiyatındaki ödül dağıtan kurumların yozlaşmışlığını okuyoruz. (Bu konuda üç maymunu oynamak ne sevip takip ettiğim yazarlara ne biz okurlara ne de yayınevlerine yakışıyor.) Babasının yer aldığı bir jüride oğula ödül verilmesi, seçici kurullarda bulunanların kitapları okumadıklarını itiraf etmesi, kendi kendine ödül veren jüri üyesi ve yayınevi örnekleri sanki yüzlerce bölüm sürmüş bir sitcom dizisi gibi tüketicisini aptal yerine koymaktan öteye gitmiyor.
Ödülleri dikkate alarak kitap seçimlerini yapan bir okur değilim. Bundan sonra da olmayacağımı biliyorum. Dönen dolaplar yerle bir olur mu orası muamma fakat bunları dile getirebilen birini okuduğum için de mutluyum.
Her ne kadar alelade sıradan bir okur olsam da bu satırları yazarken çekiniyorum. Zira bu kısa incelemenin “penguen yazı” olmasından korkuyorum.
Şimdi ise gidip Stanislaw Lem’i araştıracağım.
İyi Okumalar.