Öncelikle ilk defa bir Amin Maalouf kitabı okuduğumu belirterek başlamalıyım sanırım. Yazım tarzını bilemediğim için belli bir beklentim yoktu. Normalde distopya türünde yazan bir yazar değilmiş ancak -bir distopya için fazla iyi niyetli oluşunu göz ardı edersek- yazarın bu türe ait yabancılığını hissetmediğimi söyleyebilirim. Oldukça akıcı bir üslubu vardı.
Gelelim kitabın içeriğine.
Kitabın temelinde bana kalırsa bir alt-üst insan çatışması yatıyor. Aslında bir çatışma olduğu söylenemez tek taraflı bir reddediş daha çok. Üst insanlar birdenbire alt insanın dünyasına dahil oluyor ve beraberinde gündemimizi meşgul eden mühim dertlerimizin aslında ne kadar da baştan savma şeyler olduğuna işaret ediyor. Bizim kapısını aralamamızı bekleyen nice gelişim imkanı dururken alt insanlar olarak birbirimizle ettiğimiz kavgalar, yerimizde saymamıza neden olan nice balon bir bir patlatılıyor. Yok efendim, iktidar mücalesiymiş, ırkçılıkmış, savaşmış... Bunların barbarca ve basit bir hayvansal güdülenme olduğu, üst düzey bir uygarlık seviyesinden, günümüz medeniyetine bakıldığında neanderthal kavgası gibi gözüktüğünü gözlemliyoruz.
Ama bu durumun bizzat içinde olan bir alt insan neler hisseder? Birdenbire alıştığı düzenin yıkılıvermesi ve ne kadar zavallı olduğunun farkına vardırılması... Karanlığa alışmış bir insanı gözüne dikilen bir fener elbetteki rahatsız eder. The Fountainhead'te geçtiği gibi "Bir domuz ahırına bir tutam güneş ışığı düşerse bize oradaki pisliği gösteren o ışıktır, suçlu olan da o ışıktır."
Peki bu alt insan ne yapmalı, bu hayatına dahil olan yeni yabancıları ilahlaştırıp onlara boyun mu eğmeli yoksa "Kurtarıcılarımıza Lanet Olsun!" mu demeli? Kitap boyunca karakterimizin yaşadığı bu ikileme şahitlik ediyoruz.
Üst insana duyulan salt hayranlık ve bunun beraberinde getirdiği kendi hemcinslerine karşı yöneltilen tiksinti, utanç ve acıma karışımı bir duygu...
Üst insanlar tarafından bakılırsa da takdir etmediğin insanların takdirine mazhar olmak küçültücü bir nefsin esiri olmaktır belki de. Ancak kendi sınırlarını aşamayan bir potansiyelin ne anlamı vardır ki? Her şey bir gün elbet ölecek. O potansiyelin de paylaşılmadığı sürece senin bedeninle beraber çürüyüp gidecek. Her şeyle savaşabilirsin belki ama ölüm çetin bir düşmandır...