·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Ocak 2023 00:00 Çocuklar için koşulsuz kabul edilmek ne kadar önemliymiş meğer, bu kitapla daha iyi anladım.
Kitap güzeldi, akıcıydı. Terapi seanslarından çok örnek verildiği için diyaloglar şeklindeydi ve hızlı ilerledi. Fakat bu fazla örnekler tekrar açısından katkı sağlasa da bir yerden sonra biraz sıkıcı bir hal aldı. Terapistin bir ayna gibi yansıtma yapmasının temel amacı aslında çocuğa gerçek duygularını fark ettirmektir. Fakat bu özelliğini hiç bilmeyen biri, terapistin kitaptaki yanıtlarına oldukça sinir olabilir.
Uzun süredir terapi alan, gerçekten zor şeyler yaşamış bir danışan gelip seansta hıçkırarak ağladığında ve terapiste ''Beni seviyor musun?'' sorusunu yönlendirdiğinde, terapistin ''Seni seviyorum.'' demesi çok yanlışmış. Bu durum çocuğa kısa süre için iyi gelse de ileride çok büyük sorunlar doğurabiliyormuş. Bu durumda terapistin cevabı ''Seni sevip sevmediğimi merak ediyorsun'' şeklinde olmalıymış. Terapist bir ayna olmalı, karşısındakini yansıtmalıymış. Hiç yorum yapmadan hem de. Koşulsuz kabul etmeliymiş karşısındakini. Onu değiştirmeye çalışmamalı, sadece hissettiklerinin, söylediklerinin yansıtmasını yaparak onda bu hislerinin farkındalığını oluşturmakmış.
Yukarıda olduğu gibi kitapta birçok yerde terapistin yaptığı bazı hataların yanlış olduğu açıklamasıyla birlikte verilmiş ve bunun ileride ne gibi sonuçlara yol açacağı üzerinde bilgilendirme yapılmış. Ayrıca doğrusu da belirtilmiş. Bu kısımlar bence çok faydalıydı ve bana farklı bakış açıları kazandırdı.
''Saldırgan, uyumsuz, yaramaz olarak nitelendirilir çocuk, anlaşılmadığı için.'' derdi üniversitede bir hocam. Çocuğa kendi olma fırsatını sunan ve çocuğun koşulsuz kabul edildiği oyun ortamlarında küçücük bünyesinde barındırdığı her şeyi tüm şeffaflığıyla ortaya döktüğünü gördüm. Seçtiği oyuncaktan kurduğu diyaloglara kadar aslında çocuk oyun oynamıyor, kendi yaşadıklarını canlandırıyormuş fark ettirmeden :)