Ahlak ve hukukun eşit olarak birbirine dayandirilmasi ikisi arasında ki "etik" anlayış kavraminin yokluğunu kabulü sayılır diyebiliriz. Toplumsal yaptırımlar ceza hukuku eyleme yönelik olmalı evrensel olarak etik anlayışının yapı taşı kabul edilebilir. Ahlak anlayışı her toplumda farklıdır ve zamanla değişime uğramaya mahkumdur. Töre ve ahlak hukuku ideolojik sistemlerde katı cezai uygulamalar mahal vereceği aşikar olmakla bu yaptırımlar ve uygulamalar vicdanı bir düzeni olusturmayacaği gibi yozlaşmanın resmidir. Ceza gerektirecek bir durum kamu önünde kamuya zarar verecek şekilde işleniyorsa cezai bir durum gerektirebilir lakin ayni suç kamu önünde gercekleşmiyorsa ve ahlaki durum toplumsal düzene zarar vermiyor ise suc sayilmaz ayni durumda bu örnekte ki suc bir zina ise (en basit örnek) farkli bir sekilde yorumlanmaya ve cazai islemi farkli olacaktir, gibi ayrintilar ve düşün zevkleri mevcut. lakin kitapta sonuca bağlanan bir durum yine yok buradan @sayyayinlarina tekrar sesleniyorum şu çeviri işine bir el atın artık bu kadar devrik cümleyi ardarda bağlayıp dil kuramlarina aykirilik yapip konuyu anlamayı zorlaştırmak nedir !!! bu seri bittiğinde tekrar okunacak arkadas o kadar ! :) (anlayabilmek ayri bir caba anladigimi yada dogru anladigimi anlayabilmek icin tekrar tekrar okumak ayri bir caba sonra ki paragrafi okurken acaba usteki paragraftan eminmiyim konuyu kavrma eksikligi olacak.... geril de geril!!!) tabi ki başka bir yayın evinden. siyasi düşüncelerine geldiğimizde monarşi yanlısı oluşu ve cumhuriyet yönetimin kisir bir yönetim şekli olduğunu söylemesi şaşırttı ve tabi kiii kadınlar hakkında ki o enteresan paragraf şopen emmi yanlış coğrafyada doğmuşsun!!! ama seviyorum seni serseri. Bu kitabını çok uzun sürede ve kesik kesik okudum bütünlüğü kaybettiğim kesin kitap hakkında ki yorum çok detaylı olsun istemedim ki zaten olamazdı, olamadı.