#191271500
İlk adımlarımı bile hatırlamıyorum kim hatırlar ki zaten; emeklemek, adım atmak, ayağa kalkmak zamanla tadını aldığın ve bazen bırakmak istemediğin bir ana kucağı. Mesela anne diyorsun konuşmak için kekelerken baba diyorsun güven içinde sanki hiç yanından ayrılmayacaklar gibi aileni tanıyorsun, artık kendi kelimelerinle sesleniyorsun onlara, okumayı öğreniyorsun kitap alıyorsun eline, ilk kitabın ilk adımın oluyor yine. Hayatın seni sürüklediği ya da senin onun yakasından tuttuğun her an her dakika bir adım daha seni geleceğe götürüyordu, götürmeliydide çünkü her düşüşün bir kalkışı elbet vardı.
İlk kitabını unutamıyorsun mesela benim Çocuk Kalbi'ydi şiir yarışmasında derece yaparak almıştım ama neden daha büyük bir şey alamamıştım diye üzülmedim açıkçası çünkü başarmak zaten mutlu etmişti. Günlerce okudum kitabı, başkarakteri ben olana kadar.
Okulda ilk adımdı mesela; arkadaşlar, öğretmenler yeni yeni yüzler ve karakterlerle dolup taşan. Sevinci, korkuyu, heyecanı, başarıyı tatmıştım bu dört duvar arasında kimisiyle kol kola yürümüştüm koridorlarda. Zaman yine durmamıştı yerinde, neden dursun ki zaten, ruhen ve bedenen büyümüştüm kalbimin küt küt attığı zamanlar olmuştu ya da içimin sökülüp atıldığı, bunlar ilkti benim için yine düşünmüştüm evet yeni bir adım atmıştım hayatımda. Yeni insanlar tanımıştım kimisini sevmiş, kimisinden uzak durmuştum ama hep tanımak istemiştim. Bunun için şehirler katetmiştim çevrem genişlemişti. Hayatı sebepsizce harcıyordum sanki bozuk paraymışçasına derken bir eksiklik kapladı içimi hissediyordum ta derinden ince bir sızı, yalnız kalmıştım koskoca kalabalıklarda yüzüm gülüyordu gülmesine, kalbim dur diyordu bu gidiş nereye?
Durdum durdum ve geçmişime baktım
Eski duygularımı; acılarımı, ölümleri, gözyaşlarımı, gülüşlerimi hatırladım sen bu muydun?
Neden ve niçin yaşıyorsun? Hayat gayen ne?
Düşündüm düşündüm günlerce gecelerce en nihayetinde güvendiğim ve rahat ettiğim yere evime döndüm ve istemsizce elimde yine bir kitap vardı galiba ismi Martin Eden'di yine yeniden bir yola girmiştim. Bir şeyler biliyordum söyleyemiyordum sanki, beni anlamazlar, boş bir teneke gibi yüzüme bakarlar hissi oluyordu. Zordu, sanki yarım okunmuş bir kitap gibiydim bir daha okunmamak üzere köşeye atılıp kapağı sonsuza kadar açılmayan...
Bir şekilde tamam olmam yarım kalmışlıktan kurtulmam lazımdı. Martin gibi yığdım kitapları odama, başladım hunharca okumaya ta ki niye okuduğumu unutana kadar.
Kitaplar aktıkça yavaş yavaş doluyordu dimağım doldukça mutlu oluyordum. Fakat işler her zaman isteğimiz gibi gitmez şu fani dünyada engeller hep vardı gölgeler ardında yine yeni adımlar atmak lazımdı bazen durmak bazen ara vermek bile gerekebilirdi. Martin durmadı ama ben durdum. Ara verdim vermek zorunda kaldım çünkü yeniden bir şeylere başlamıştım mesela hayatımdaki insanları sadeleştirdim. Matematik öğretmenim yanımda olsa insanlar sadeleşmez sakince uzaklaşır ya da sen uzaklaşırsın derdi. Haklıydı da ben uzaklaştım insanlardan şimdi yeni bir ben ve atılacak yeni adımlar kalmıştı geriye.
Hayat bir döngü gibidir. Gibi diyorum çünkü döngünün içinden çıkıp yeni yollar yapmak senin elindedir. Her atılan yeni adım ya seni döngüye sürükler ya da yeni bir yol inşa etmeye sevk eder. fakat nihayetinde seçim yine sensindir.