"- Neden istemiyorlar senin gelmeni?
- Zenciyim diye. Orda hep iskambil oynarlar, ama ben oynamam, çünkü zenciyim. Leş gibi de kokarmışım. Ben sana bir şey söyleyeyim mi Lennie, asıl siz leş gibi kokuyorsunuz."
İncelememi yazarken bu alıntı ile başlamak istedim. Kitapta en etkilendiğim kısım burasıydı çünkü. Yazarın geçmişten günümüze tüm insanlığın sorunu olan ırkçılığa değinmesi yüreğime dokunmuştu. Ve daha birçok toplumsal olaya gizliden değiniyordu bence. Fareler ve insanlar. Zengin ve büyük olanların insan, geride kalanların ise hiç bir önemi olmayan ve büyük olanların faresi konumunda olduğu iğrenç bir dünyayı bir kez daha kınamama sebep oldu.
George ve lennie küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran, ilişkilerinde çıkar gözetmeyen iki dost. Lennie cüsseli ve biraz saf bir karakter, george ise cılız bi karakter. Lennie dünyanın büyütemediği masum bir çocuk dünyadaki kötülüklerden haberi olmayan, tek hayali tavşanlarla ilgilenmek olan bir çocuk. Oysaki hayat ona bu hayali bile fazla gören acımasız insanlarla dolu bir yer...
Kitabın sonunda ise george dostu lennie'yi öldürmek zorunda kalıyor. Kitabin bir diğer etkileyici kısmı da burası idi. "Her insan öldürür sevdiğini" cümlesinin kurgulanmış haliydi.
Ve son bir alıntıyla incelemeyi bitirmek istiyorum.
"Üzülme dedi, bazen insan mecbur kalır"