“Allahü teâlânın rahmeti iyilikler içinde gizlidir. Küçük sanılan bir iyilik yüzünden rahmete kavuşulur. Büyük küçük demeden her günahtan da kaçmaya çalışmalı çünkü Allahü teâlânın gazabı da günâhlar içinde saklıdır. Yüzbin sene ibâdet eden makbûl bir kulunu, bir günâh için, sonsuz olarak red edebilir ve hiçbirşeyden çekinmez.
Kârûn, Mûsâ aleyhisselâmın akrabâsı idi. Mûsâ “aleyhisselâm” buna hayr düâ edip ve kimyâ ilmi öğretip, o kadar zengin olmuşdu ki, yalnız hazînelerinin anahtarlarını kırk katır taşırdı. Birkaç kuruş zekât vermediği için, bütün malı ile birlikde, yer altına sokuldu.
Sa’lebe, sahâbe arasında çok zâhid idi. Çok ibâdet ederdi. Câmi’den çıkmazdı. Bir kerre sözünde durmadığı için, sahâbîlik şerefine kavuşamadı, îmânsız gitdi.
Yeryüzünde halîfesi olan, Âdem aleyhisselâmın oğlunu, bir adam öldürdüğü için, ebedî tard eyledi.
Kedisini aç bırakarak ölmesine sebep olan bir kadın, sırf bu yüzden Cehennemlik oldu. Susuzluktan kıvranan bir köpeğe acıyarak kuyudan su çekip ona veren fahişe de hidayete kavuştu. Bir köpeğe yaptığı iyiliğin neticesi bu olursa, bir müslümana yapılan iyiliğin hesabını düşünmek gerekir.
O hâlde, her mü’minin günâh işlemekden çok korkması lâzımdır. Ufak bir günâh işledikde tevbe, istigfâr etmesi, yalvarması lâzımdır.”