Gönderi

İşin Aslı, Adında Saklı
10/10
·308 syf.··
2023 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2023 19:42
İşin Aslı Judit ve Sonrası Kitap Yorumu Sanayi inkılabının beraberinde getirdiği sermaye toplumu Batı Edebiyatında kullanılan konuların başında gelir. Sandor Marai tarafından kalem alınan bu eser de odak noktasına koyduğu burjuvazi ile birçok meselenin altını oymada başarılı bir tutum sergiler. Konusunu aşk ve evlilikten alan bu kitap aynı olay çerçevesinde üç farklı karakterin üç farklı bakış açısıyla okuyucuya sunulur. Birinci bölümde Peter'in ilk eşi Ilonka anlatıcı pozisyonunda görülür. Ilonka, Peter'le olan ilişkisinin geçmişini ve bugününü, bir kafede, tam karşısında oturan eski bir arkadaşına aktarır.Asıl olarak okura anlatılan bir dille yazılan romanın bu bölümü, karakterleri tanımamıza ve olaydan haberdar olmamıza olanak sağlar. İkinci bölümde Peter'ın ağzından olaylar aktarılır. Peter, yine bir kafede bir arkadaşına tıpkı Ilonka gibi hikâyesini anlatmaya Judit'ten başlar. Judit'le olan tanışmasını, Ilonka'nın hayatına girmesini ve kişisel mazisini tüm boyutlarıyla aktarırken, en çok bu bölümde, burjuva sınıfına dair teşhislere kulak vermemiz sağlanır. Son bölümde ise Judit devreye girer ve bir otel odasında yeni sevgilisine yaşadıklarını anlatır. Günün sonunda yukarıda bahsedilen olay örgüsü açığa çıkar.  Aynı olayın üç farklı yorum ile tekrar tekrar okuyunun önüne çıkarılması okuyucunun heyecanını ve merakını diri tutar. Bölümlerin birbirinden bağımsızmış gibi görünen tarafları Judit ile "asıl" bütünlüğünü yakalar. Temelde evlilik kurumuna yönelik sosyolojik bir eleştiri gibi görünse de eser felsefi yönden de birçok meseleye değinir , sorular ve onlara verilen cevaplar karakterler aracılığıyla okuyucuya taşınır.  Varoluşun temel problemlerinden biri olan amacım ne sorusu hemen hemen her bölümde etkisini hissettiriyorken verilen yanıtlar Camus'un Felsefesini akıllara getirir kitapta hayat ile ilgili kullanılan bayağı, basit, başkaldırı, gibi ifadeler Camus' u bulmada bize olanak sağlar. Kitap felsefi konuların yanına sıra evlilik kurumu üzerinden kadın erkek ilişkilerinin sosyolijik bir eleştirisine de yer verir. Toplumun cinsiyetler arası belirlediği rollerin kinayeli bir şekilde sözcülüğünü yapan üç karakter de bu söylemlerin üzerine düşünülmesi gerektiğinin mesajını ironik bir dille verir. Eser, karakterler üzerinden şekillendirdiği soruların bir diğerine Lazare karakterinin kültür olgusu bağlamında  cevap arar. Bir edebiyatçı aynı zamanda yazar olan Lazare,  doğal kültür diye bir şeyin artık kalmadığını, yıkılan kültür ile kurulanın birbirinden farksız olduğunu dile getirirken edebiyattan da umudunu kestiğini söylüyor. Bu ümitsizliğinin sebebinin ise kelimelerin sloganlaştırılmasına ve günün birinde eserlerinin siyasi bir amaç uğruna harcanacak olmasına bağlar. Eserlerinin amacının artık kaybolduğunu , sanatın yerine ürün ; okuyucunun yerine taraftarın alması onu edebiyattan bi hayli uzaklaştırır. Lazare'nin edebiyat karşısındaki bu tutummu Kafka' nın edebiyat üzerinde söyledikleri ile paralleliğini koruması bakımından dikkat çekici bir özellik gösterir. Bölüm bölüm işlenen bu farklı konular burjuvazi noktasında birleşir. Özellikle Peter' in ilişkilerinde yoğun bir etki gücüne sahip olan bu burjuvazilik ona doğustan gelen bir yük olarak sıkıntı verir. Hayatını bir kurala tabî olarak yaşayan , düzenli olan bir karmaşanın içinde savrulan Peter' in belki de Judit'e olan aşkının en büyük sebebi; sıkışıp kaldığı o fanusun içinden onun yardımıyla çıkabileceği düşüncesidir . İlk eşi olan Ilonka ile süren evliliğin görev bilinci dışında hiçbir yöne seyrilmemesi hem eşine hem kendisine bir çöküş yaşatır. Daha sonra Judit ile ikinci evliliğini yapan Peter Judit' in onu şaşırtan tavırlarıyla hayatı ve konumunu yeniden sorgulamaya başlar. Judit'in iç monologlarına yer verilen bölümde Juditin harektelerinin gereçeklendirmesini okurken karakterlerin her hareketinin geçmişten gelen bir iz ile sıkı sıkıya bağlantısı olduğunu  düşünmek yanlış olmayacaktır. Doğustan burjuvazi Peter, Sonradan Burjuva olan Ilonka ve hizmetçi olan Judit bu hiyeraşik üçgenin temelinde yatan sebeplerin psikolojik tahlilleri her birinin hayata bakışı etkilemiş zıtlıkların ve kimliklerin etkisinden çıkamayan bu insanlar kendilerine yabancılaşmışlardır. İlk iki bölümde bahsettiğim bu konulara parça parça değinilirken Judite yer verilen bölümde her şey etraflıca bir zemine oturttulur ve bahsedilen konunun basit bir ilişki yumağı olmadığını fark ettirilir. Savaşın, sınıfsal farklılıkların ve rejimlerin insanlar üzerindeki etkisi karakterlere ben kimim, amacım ne , sorularını sordurup hayat anlam aranmayacak kadar "basit" cevabını verdirttirir. Karakterlerin her biri; Arayış, yükseliş, çöküş döngüsünü yaşar tıpkı ideolojiler gibi. Aşılmaz denilen kültür gibi. Hayatta bakışta bizi şekillendiren birbiri ardından gelip birbirine benzeyen bu kadar çok anlam karmaşası varken , hayattan bir anlam çıkartmamak yapacağımız en anlamlı hareket olacaktır. Sıkı sıkıya tuttunduğumuz bize "anlam" veren bu  kimlikler benim kim olduğumu değil, 'bizim' kim olduğumu söyler. Herkesin bağırdığı bir yerde kendi sesimi nasıl duyacağım?
1000Kitap
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,457 okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.