Uzunca bir sürenin ardından herhangi bir şey okuyabildim. Güzel de oldu.
Hikaye, karakterleri henüz oturmamış iki karaktere ve gelişimini tamamlamış, fakat şartların onları sürüklediği değişime tabi iki karakter olmak üzere dört farklı karakter bakış açısı sunuyor. Bir de jokerimiz var. Joker diyorum çünkü hatırladığım kadarıyla iki kez POV alıyor okuma boyunca.
Saray içi komplolarıyla boğuşan bir Baron. İmparatorluk kalkındıracak denli mücevherlerle ne yapacağını bilmeyen bir kız. Kimseler tarafından ciddiye alınmayan bir asker. Ve bir de eli kılıç tutan herkesin saygı duyduğu Yüzbaşı Wester.
Evet. İlginç bir kadro. Fakat okuması bir o kadar da merak uyandırıcı. Sürükleyici. Arka kapağında da yazdığı gibi: Öngörülemez.
Okuma açısından oldukça akıcı ve güzel bir nesire sahip. Çeviri de ayrıca takdir edilmeli. Artık iyi olmayan hiçbir çeviriye tahammül edemeyip bir kenara savuruyorken, çevirisini de editörlüğünü de fevkalade buldum. Bu konuda şüpheniz olmasın.
Ejderha Yolu, fantastiğin basmakalıplarını yıkan, müthiş yenilikler getirmiş bir seri değil. Fakat altyapısının hazırlanışı itibariyle ilgi çekici bir evren. Yazar evren hakkında şimdilik pek detay vermese de ucundan gösteriyor. Açıkçası worldbuilding pek de umurumda değil. Çünkü yazar da işin o kısmını çok da vurgular nitelikte bir ışık göstermedi. Daha çok karakter odaklı.
Fantastik serilerde ilk kitaplar ya çok güçlü bir giriş yapar, ya da tempo arttırarak yükselir. Bu seri için ikinci kısımdan olduğunu düşünüyorum. Genelde güçlü girişler üçlemeler olur. Hançer ve Sikke serisi beşleme diye biliyorum.
Seriyi beğendim. Uzun süredir inceleme yapmıyorum. Bu sebeple biraz yabancılık çektim. Umarım hakkını verebilmişimdir. Okuyan arkadaşlar da söylediklerimin üzerine ekleme yapabilir.
Ejderha Yolu’nu önerir miyim?
Okurken sıkılmayacağınızdan eminim.