·398 syf.····Okunma: 07 Ocak 2023 01:29 Feminist distopyalar okuduğumda hep beni ürküten kitaplar oluyor. Günümüz ülkeleri aklıma geliyor. Bu gün bu anlatılanları benzerlerini yaşayan kadınların varlığını bilmek sıranın bir gün bizlere geleceği korkusunu hissettiriyor.
Dünyanın oluşumundan bu yana kadınların nelere maruz bırakıldığını, ellerinden alınan hakları, üzerlerine yüklenen misyonların gün gün artışını, evde iyi bir anne ve eş aynı zamanda temizlik yemek gibi görevleri okuyoruz.
Tüm bunlar kadının zorunluluğuymuş gibi.
Küçük büyük demeden bir sabah uyandığınızda tüm kadınların ellerindeki hakların alındığını düşünün. Bunlara yeni doğmuş bir kız bebeğin dahi dahil olduğunu.
Kadınların ellerinden tüm hakları alınmış olsa da devlet bununla yetinmez ve kadınların konuşması da sınırlanır. 100 kelimeden fazla konuşmaları yasaklanır. Okulların zaten böyle bir ortamda karma olması beklenemez. Kız çocukları artık okullarda fenni ilimler yerine nasıl iyi bir kadın, iyi bir eş olacaklarını öğrenirler. Dikiş nakış, yemek yapma gibi derslerin yanında pazar alışverişi yapabilmeleri için basit matematik öğretilir. Kanuna karşı gelen kadınlar ise cezalandırılır. Bir daha konuşmaları tamamen yasaktır. Tarlalarda çalışırlar.
Erkeklere ise müfredat derslerinin yanı sıra onlara da yeni sistemi empoze edecek dersler verilir. Erkeğin kadının efendisi olduğu, kadının erkeğe itaat etme zorunluluğu bulunduğu gibi düşünceler aktarılır.
Çok ütopik gelmiş olabilir ancak günümüzde kürtaj yasağı, karma eğitimin ayrılması, erkek olmadan sokağa çıkamamak gibi durumları bazı ülkelerde görüyoruz.
Kitapta ise baş karakterimiz üniversite okuduğu dönemde derslerinin yoğunluğu sebebiyle tüm bu yaşananların başladığı sırada eylemci olan arkadaşına karşı fikir belirterek daha ileri gidilmeyeceğini belirtir. Bu düşüncesinin yanlışlığını görüyoruz.
Seneler sonra dil bilim uzmanı olan kadın karakterimizi posta kutusuna kocası olmadan bakması yasaklandığını, oğlu tüm bu düşünceleri destekler nitelikte evde süt olmayışının annesinin görevlerini ihmal ediyor oluşuna bağladığında, en çokta küçük kızı okulda en az konuşma yarışmasını kazandığında pişman olur. Geçmişte ses çıkarmayışına. Ancak bugün önemlidir. Şu an ne yapabilir?
Devletin bir nedenle ona ihtiyaç duyması her şeyin başlangıcı olur. Özgürlüğü, en çokta kızının özgürlüğü için eline geçen fırsatı kullanmaya karar verir. Kendisi, kızı ve tanıyıp tanımadığı bütün kadınlar için azmin zaferi.
Bu kitap ile birlikte tüm kadınların Atatürk'e bir kez daha daha teşekkür etmeli diye düşünüyorum.