“Her gidişin bir dönüşü, her güzel şeyin de bir sonu vardır” derler. Peki gerçekten öyle midir? Ya da Asrın ve Esila için bu geçerli midir? Araya giren özlem, onların bir araya gelmesini sağlayabilir de onları birbirlerinden çok uzağa götürebilir de…
Her ne olacaksa artık ikinin arasındadır. Esila bir yandan bu özlem ile baş etmeye çalışırken bir yandan da iyi olmanın, bir şekilde iyileşmenin yolunu aramaktadır. Asrın ise yanında olamadığı Esila’nın hayalleri ile yaşamaya, onu anca rüyalarında görüp uykudan medet ummaya başlamıştır. Eski, o güzel, bir arada oldukları günler artık sadece birer anı olarak mı kalacaktır?
Açıkçası üçüncü kitaptan sonra biraz tedirgin olarak başlamıştım. Çünkü Asrın ve Esila hakkında kötü bir şey okumaya kalbim dayanmayabilirdi. Ancak daha ilk sayfalarda tedirginliğim geçti. Esila beni her ne kadar deli etsene Asrınla ikisini yan yana görmeyi seviyorum. Çok fazla olay olmayan, karakterlerin birbirine hesap sorma, gerçekleri öğrenme ve gelecekleri için bir şeyler yapmaya çalıştıkları bir kitaptı. Cenk ve Bora’nın diyalogları, Esila’ya olan davranışlarını çok sevdim. Beni asıl etkileyen ve sen ne diyorsun Asrın dediğim kısım sonuydu. Ve devamını da bu yüzden merak ediyorum.