·248 syf.····Okunma: 16 Şubat 2023 11:17 Kitabın gerçek bir masal olduğunu öğrenince (sadece isminde masal kelimesi geçiyor sanıyordum) ufak çaplı bir şok ve biraz da önyargıyla birlikte kitabı okumaya koyuldum. İlk başta gerçekten benim tarzımda bir kitap olmadığını düşünüyordum fakat okumaya devam ettikçe ve bölümler ilerledikçe bu kanının yanlış olduğunu fark ettim. Özellikle beşinci bölüm, kitabın sonunu getirmeme gerek kalmadan bu kitap için verdiğim yıldızı ve düşüncelerimi kesinleştiren kısım olmuştu.
Yani kitapta en sevdiğim kısım beşinci bölümde bulunan, Aşk Tanrıçasının beş prense verdiği beş öğüttü. Eğer kitabı yeni okuyacak olanlar varsa o kısma kalbini bırakacaklarına eminim. Benim için çok etkileyiciydi.
Genel olarak baktığım zaman da kitapta sevmediğim bir tek şey bile yoktu. Zaten verilmek istenen mesaj o kadar iyi işlenmiş, kitabın bütününe, cümlelerin arasına o kadar iyi yayılmış ki… Ahmet Ümit’in okuduğum ilk kitabı olmasına karşın son kitabı olmayacağını da kesinleştirdi bu kitap. Özellikle günümüz ilişkilerinin yanlış yaptığı en mühim şeyi ana tema olarak alması ve bunu da bu denli güzel bir şekilde işlemesi Ahmet Ümit’in kaleminin ustalığını gösterir nitelikte.
Kitapla ilgili bir diğer bayıldığım kısımsa 7’den 70’e herkesin gönül rahatlığıyla okuyabileceği bir kitap olması. Belki yaşı büyük olanlar kitabın masal olması dolayısıyla bir tık önyargıyla yaklaşabilir ancak okumaya başladıktan sonra bu düşüncenin anında yok olacağından eminim. Yaşı küçük olanlarınsa bayıla bayıla okuyacağı/dinleyeceği bir kitap olacağından hiç şüphem yok.
Kısacası bu kitap, benim için gerçekten “iyi ki okumuşum” diyebileceğim ve herkese de önerebileceğim bir kitap oldu. Tarihin tozlu raflarında yerini bulmuş, okunmayı dört gözle bekleyen bu kitaba bir şans vermenizi tavsiye ediyorum.