Audrey Rose ve Thomas'ın Londro sokaklarında başlayan serüveni, Romanya'ya taşınmıştı. Şimdiyse günler sürecek olan bir gemi yolculuğuna amca Bay Wadswort ile ikilinin yeni macerası başlar. Her şey çok güzel ilerlerken, gemide akşam yemeği sırasında sirk gösterisi başlar. Büyüleyici olması yanında biraz da tedirgin edicidir. Fakat ışıklar kapanıp, tekrar açıldığı zaman dehşet gözler önüne serilidir. Bir cinayet... Acımasız bir şekilde katledilmiş bir kadın. Bir ölümle sınırlı da kalınmaz her gösteri sonrası neredeyse bir ölüm gelir aynı zamanda gösteri haricinde de geminin çeşitli yerlerinde cesetler bulunur. Sirk bir taraftan gemideki insanların korkusunu unutturmak için gösteriye devam etse de cinayetlerin ardı arkasına kesilmez. Bizim üçlü de bu cinayetlerin birbiriyle olan bağlantısının her cesedinin yanında bulunan kartlarla başlayarak kördüğümü çözmek için kollarını sıvarlar. Katilmher kimse eli çabuk, atik birisi ve bir amaç uğruna cinayetler işler. Her zaman olduğu gibi üçlü katili bulabilecek mi? Yoksa gemi liman da durduğu zaman katil ellerinden kaçacak mı?
Öncelikle ben ilk iki kitabı gerçekten severek okumuştum bunun en büyük nedeni Audrey Rose ve Thomas ikilisinin uyumu, ortaklığıdır. İlk kitabın yorumunda da olağanüstü bir kitap değil, daha iyileri var. Yazarın yarattığı ikiliyi sevdim, olay örgüsüde iyi ve su gibi akıp gittiği için bence okuyabilirsiniz demiştim. Fakat....... Kitabın ilk sayfalarında sıkıntım yoktu. Baştan şunu da söyleyeyim olay örgüsü yine bir önceki kitaplar gibi. Thomas ve Audrey ilişkisi ise... İlk sayfalar da aynı olsa da ilerleyen bölümlerde Audrey vakayı çözmek için sirk müdürü Mephisto ile görüşmeye başlıyor. Mephisto onu zorlasa da onunla başladığı oyundan, gece yarısı buluşmalarından zevk alıyor ve büyük bir ikileme düşüyor. Ve bu görüşmelerini Thomas'tan herkesten gizliyor evet vakayı çözmek ve Mephisto ona zorunluluk olarak aralarındaki anlaşmayı gizletse de... Gerçekten Audrey Rose'un saçını başını yolasım geldi, bir an kitabı bırakmak istedim. Çünkü aylardır tanıdığı ve kitabın başında Thomas ile evlenmeyi düşünürken daha iki gün bile olmadan Mephisto'dan etkilenmesi, onunla fingirdemesi ve Thomas'ın incitmesi... Beni deli ettin Audrey! Çıldırttın! O bunu yaparken Thomas'ın centilmen olup, sen özgürsün demesi, asla Thomas'ı hak etmiyor. İki günlük insana nasıl değişirsin asla anlamıyorum bir de onunla görüşmelerini vakaya örtbas ediyor. Bunun aynısını Thomas yapsaydı adama yapmadığını bırakmazdı ki kitabın sonuna doğru da hâlâ küçük, şımarık kız gibi davranarak beni bacağım için bırakıyor diyor, Allah'ım sabır ver. Ama Thomas öyle bir adam ki yüce gönüllü, asla hal etmiyorsun onu. Son kitabı nasıl okuyacağımı asla bilmiyorum umarım bu kitap gibi olmaz.