Puan vermedi·48 syf.····Okunma: 19 Şubat 2023 23:10 Bu kitap acıdan besleniyor. Mutluluğun bir kuruntu veya kırıntı olduğundan bahsediyor. Umudunu Kaybetme filminde dendiği gibi, mutluluğun belki de hiçbir zaman sahip olamayacağımız bir şey olduğundan bahsediyor. Ancak onu kovalarsak eğer zıttı olan acının, talihsizliğin de ardı sıra geleceğini söylüyor. Ancak en acısız hayatı istemek rutine bağlı kalıp konfor alanından çıkamamak değil midir diye düşündüm ancak çok acı çekilen bir hayat da-tabii insanın kendi elinde olan durumlar- insanın kendisini bilmemesindendir bana göre. Schopenhauer özfarkındalık ve özkısıtlama sayesinde bu acının daha az olacağını ifade ediyor. Nerede durup nerede yol alacağını bilirsen hayat daha kolay olacaktır demektedir. Bana şurası garip gelmişti, plan yaparak bir işi en iyi şekilde hallettin ancak bunun sonucunda olmadıysa bunun nedeni tesadüf müdür gerçekten? Ama bir durum karşısında her suçu kendimizde ararsak daha az mutlu olacağımızı düşündüğü için mi suçu tesadüfe bağlıyoruz, yani sonuçta acı vermeyenin ardından gitmeliyiz yazara göre. Ve Schopenhauer'da kaderin büyük bir yeri var, ancak son kuralda gerçekliğin nesnel yarısının kaderin elinde ve değişebilir olmasını söylemesinden dolayı kaderin değişebilir olduğunu anladım çünkü gelecek de kaderin elinde ona göre. Ve de mutluluğun onda dokuzu sağlık, kendinize çok iyi bakın her yönden.