·250 syf.····Okunma: 14 Ocak 2023 10:39 Esenlikler! Ülkemizin içinden geçtiği şu zorlu süreçte biraz da olsa kafamı dağıtmak, içimde dolup lakin taşacak yer bulamayan hislerimin en sonunda beni çürütmemesi için bu yazacaklarımı kaleme alıyorum aslında. Sözlerime başlamadan evvel tekrar tekrar başımız sağ olsun.
Bakıldığında yeni yıla hiç de güzel hisler barındırarak girmedim ve bir ay sonra hepimizin başına da bu afet geldi, insan iyi olduğuna şükrederken utanır buluyor kendini; halimizin gerisini siz düşünün.
Demlik Mecmua on beşinci sayısının konusu Emine Işınsu olduğunu duyurunca ciddi manada çok sevinmiştim, Işınsu Hanımefendinin yeri bende apayrıdır, malûm… Dört gözle matbaaya gitmesini bekledim, ardından kargolanıp bana ulaşmasını tabii. Tarihler 30 Aralık 2022, o gün o kadar keyifliydim ki anlatamam, hatta içimden bir ses devamlı, kesin bir şeyler ters gidecek, diye fısıldıyordu, bu kadar haklı olacağını bilemezdim. İşlerimi keyifle dans ederek bitirdim, ev işlerinin bitişini masabaşı işlerimin başlangıcının sinyali olan kahvemi alıp bilgisayarın başına oturdum, kahvemi yudumlarken arkadan bir sesin olmasını istediğim için müzik aramaya başladım, bir de ne göreyim! Hüsnü Arkan beklediğim şarkısını yüklemiş, sesi ayrı, müziği ayrı, sözleri ayrı insanı dinlendiren bir parça çıkmış yine ortaya, tam bu parçayı dinlerken zil çaldı, postacı sağ olsun gri zarfa paketlenmiş kargomu getirmiş. Dedim bu kadarı da fazla artık! Dergiyi incelerken kahvemi bitirmişim, dedim hemen bir kahve daha yapayım da vakit kaybetmeden dergiye başlayayım. Suyun kaynamasını beklerken dayanamadım telefonu elime aldım, twitter’da neler olmuş neler bitmiş bakayım derken sayfayı yenileyince önüme Sinan Ateş’in öldürüldüğü iddiası düştü, nedendir bilmiyorum ama başta şaka sandım ihtimal dahi vermedim lakin işin ciddiyetini kavrayınca kelimenin tam anlamıyla ‘şoka girmiştim’. Bilenler bilir hiçbir zaman ne ocak ile ne de başka siyasi kurumlar ile bağlantım oldu, hiçbir zaman da Sinan Ateş ismi benim için başkan olmamıştı doğal olarak… Ancak ölünceye kadar, belki önceden söyleseler bu kişi bu kadar üzüleceksin deseler inanmazdım. Görev süresi boyunca yaptıklarına az çok şahit oldum, konuşmalarını, faaliyetlerini takdir ettim, beğeniyordum kısaca görevden istifa edince de üzülmüştüm, gençlerin kılavuz olarak seçebileceği birisinin istifası için. Bilemiyorum kızar mısınız ama ben ölen akademik anlamda ‘başarılı’ olan kişiler için ayrı üzülüyorum, bir cevherimizin daha aramızdan kaybı için… Çünkü her ne kadar okumuş olursa olsun, fikri güzel, şuuru kıymetli insan kolay kolay yetişmiyor.
Bu derginin bu sayısını gördükçe aklıma gelecek olanlar belli… 30 Aralık 2022. O gün…
O güne dair söyleyeceklerim burası için bu kadar başınızı ağrıttıysam affola, bir iç döküş olarak not tutmak istedim sadece…
Eserin içeriğine gelecek olursak; Demlik’in âdeti olarak bir Meşveret Bildirisi karşılıyor yine bizleri, derginin imtiyaz sahibinin kaleme aldığı girizgâh yazısı, altını çizmediğim cümle yok desem yalan olmaz. Bildirilerin içerisinden en beğendiğim bu oldu… Olumlu eleştirilerden ziyade eğer bu cümleleri okuyacak sorumlu olursa diye belirtmek istiyorum, diğer sayıların aksine kapaktaki illüstrasyonu beğenemedim, Işınsu’nun aramızdan yeni ayrıldığını hesaba katarsak, gözlemlenecek birçok fotoğrafı olduğunu dikkate alınca daha başarılı olabileceğini düşünüyorum, çiğ kalmış… Diğer husus ise dergi konusu ile bağlantılı yazıların sayısının az olmasıydı. Bunların arasında ise en beğendiğim Fatma Kutlu’nun Kaç Köşeli Yıldızsın? yazısı oldu, gözyaşlarımı dindirip zor bitirdiğim yazının başında geliyor kendisi…
Yukarıda bahsettiğim nedenlerden ötürü maalesef gelir gelmez bitiremedim, okumam sarktı, kendimle baş başa olmayı diledim onun için pek inceleme yazacak havamda değildim ta ki depremin şiddetli bir şekilde yüzümüze çarpılmasına kadar. Söylenecek çok sözümüz var lakin kime ne faydası var deyip sustuğum günlerdeyim… Kendinize dikkat edin, keyifli okumalar.
Esen kalın.