Gönderi

Depremde hastanede nöbetteydik herşey başımıza çöktü, arkadaşlarımızı dolapların altından çıkardık. Hastalarımızı çıkaramadık bile yoğun bakımda entübe ve cihaza bağlılardı. Saatlerce yardım bekledik, yardım edebilecek herkesin enkazda olduğundan haberimiz yoktu. Dolaplar çöktüğü için malzemelerimiz yoktu, yağmur yağıyordu. Personelden çıkan çoğu insan ailesine sevdiklerine koştu, kimiside öyle kaçtı korkudan asla yargılamıyorum çok korkunç dakikalar geçirdik. Bi kaç hekim 10-12 hemşire ve klinik destek sağlam kalan duvarları kırıp malzeme temin etmeye çalıştık. Enkazdan kendi imkanlarıyla çıkan yüzlerce yaralı hastaneye akın etti. Ne malzeme, ne ekipman hiç birşey yoktu ve biz kırık bir cama yara bandı yapıştırmaya benzettiğim çabamızla saatlerce birşeylere çabaladık. Yağmur altında artçı olunca ölülere basmadan elimizde telefonların flaşları ve sağ kalan insanlarla kaldırıma kaçtık, bitince geri döndük. Kaç tane bebek gördüm orda, kaç çocuk kaç yaşlı kaç tane can.. Gün nasıl ışıdı, nasıl geçti o 3 saat bilmiyorum. Müdahale ederken kaç kere sinir krizi ve korkudan haykırdım bilmiyorum. Yürürken ölülere basmanaya çabalamak en çok ağrıma gidendi. Gücüm bittiğinde sicim gibi yağmurda etrafımı izleyerek yürüdüm hastanenin bahçesinde ve çöktüm kaldım kaldırıma. İlk mantıklı sorgulamayı orda yaptım, ordan kalktığımda ben artık aynı ben eski Fikriye değildim. O gün bugündür ağlayamıyorum bile. O kaldırımdan kalkıp tekrar o can pazarına döndüm, kimseye bi faydam olamadı ama inanın çok çabaladım çok koştum. Saatler sonra yardım haberi geldiğinde yapacak bişey kalmadı yaralıları stada alacaklarını söylediler. Sırılsıklam hastaneden çıktık, yollar bölük pörçük. Şehir dümdüz, felaketin boyutu bir kere daha gözlerimize kafamıza hayatımıza dan diye çarptı. Antakya dediğim benim gönül memlektim, ilk göz ağrım, ilk yuvam, ilk iş yerim ve sokaklarında fotoğraf makinemle kitaplarımla dolaştığım o şehir yerle bir olmuştu. Şoku atlattığımda gönüllü olarak ilçede destek nöbetlerine gittik. Heryer öyle sandık, yıkık dökük duvarların içinde forma, spor ayakkabı ve hastanede ihtiyacımız olacak eşyalar almaya evimize çıktık, evdeki meyve ve kuru gıdaları kendi çabasıyla çadır kuranlara verdik çünkü yollardan ve iletişim sıkıntısından ilk iki gün Hataya hiç yardım tırı vb. birşey giremedi gelmedi. Dediler ki ilçede yoğun bakım açmışlar psikolojik olarak iyi olan gönüllü birilerine ihtiyaç var. Eşyalarla birlikte çantalarımıza bisküvi koyduk dedik bide bizim yemeğimizi düşünmesinler yük olmayalım. Geldik ki hayat var, binalar yıkılmamış. Taş üstünde taş var, marketlerde insanlar sıraya girip paraları ile alışveriş yapıyor. Hastanede bize duş alabilirsiniz çay var kahve var dediklerinde ağlayacaktım. Hayat devam ediyor, enkazla canlarımız var ama bi yerlerde bi hayat var çok şükür. Her hastaneye girişimde midemde ağrılarla nöbet tuttum. Şuan biraz dinlenme ve yas sürecime yöneldim. Gördüklerim ve yaşadıklarım çok ağır geliyor. 3. gün şehre yardım kamyonları geldiğinde kadınlar birbiriyle kavga ediyor, marketler yağmalanıyor bi kaos ortamı. Duyduklarımız cabası. Enkazdan çıkarılan cenazeleri almaya kimseler gelemedi hepsi enkazdaydı. O cenazeler koktu, yağmacılar, çocuk kaçıranlar, cesetler üzerinden zinet çalmaya çalışanlar yardım kamyonlarını silahla durduranlar derken içim almıyor artık. Tüm sosyal medya hesaplarını kapattım haber izlemiyorum kimselere nasılsın bile demek istemiyorum hep bi kötü haber alıyoruz ona da mecalim kalmadı. Artık yasımı yaşamak ve görevimin başına geçmek istiyorum.Yüreğim tüm bu olan biteni kaldırmakta çok zorlanıyor. Dua bekliyorum sadece, yüreğimiz yanıyor. Ailem iyi ben iyiyim. O harabeden çıktığımda tek düşündüğüm insanlar afette hastaneye bile gidemezse nereye gider demekti. İyiyim ama kalmak mı daha kolay ölmek mi olurdu tahlil edemiyorum. Yaşıyorsam var bir hayır, inanıyorum ve iman ediyorum kaldıramayacağım şeyle imtihan olunmam. Ama bu imtihan çok ağır geliyor. Yaşıyorsam bu dünyada yapacak görevlerim var demektir. Ayağa kalkıp tüm bu olanları içimden atamadan yola nasıl edeceğimi bende merak ediyorum. Sadece yazmak istedim, sadece yazmak, içimi zehrimi akıtmak. Çok yoruldum. Çok yorgunum. Fོ | 22.02.23' 🥀😢
Deprem
·
212 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Amin.. Ecmain... Allah yere sükunet versin...
Hatay'a değik ama diğer deprem bölgelerine geldim... Yüreğim yüreğiniz kadar yanıyor, acıyla başbaşa değilsiniz... Allah acımızı azaltsın
Fོ
Gönderi Sahibi
Emeklerinize yüreğinize sağlık destekleriniz için, Allah razı olsun. Yüreğimize inşirahlar versin Rabbim 🤲🏻