152 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
https://youtu.be/dNAahoVgsmU
Mûhsin Namcû'nun seslendirdiği şiir "Rû be rû" ve "Gülçehre " - "Sorayayı taşlamak" adlı filmleri buraya bırakıyorum. Bu kitabı okuyup bunları izlemek istersiniz umarım.
~
Uzun, geniş, kurak bir coğrafyada toprağın ve yaşayanların kendi dedelerine ihanet ettiği, savaş ve kanla sulanmış bir halk. Proleterya ve Burjuvazinin, Taliban eliyle yerle bir edilip halkın üzerine , açtığı yeni sınıf olan sefaleti ve din adamlarını zengin edenlerini, vahşete olan açlığını betimliyordu.
~
Büyük arenalarda Taliban adamlarının gösteri arasına sıkıştırılan Çadorlu (kadın kimliğini yok eden elbise) kadınların idamlarıyla zevk alan adamlar ve diğer Çadorlu kadınları okumak bile büyük bir huzursuzluktu. Topraklı yolda yürüyen Çadorlu kadının geride bıraktığı ayak izi, Taliban adamı tarafından öpmesini bile bahsetmek oldukça can sıkıcı.
~
Bu kitaptan zevk almayı aklınızdan çıkarın, Moskofun, Arabın, Peştunun birbirine yaptığı zulümde son derce kültürlü insanların bile toplum histerisi sonucunda ne derece vahşi olup ilk taşı atarak bir kadını taşlayabildiğini ve bir başka karakterin çok yaşlı olmasına rağmen recmedilecek bir kadını, çadorsuz görüp ona aşkıyla mecnûna dönebileceğinin romanı.
~
"Çador, Burka, Çarşaf"
Bu üç kıyafet İslam öncesi kadının, ortadoğuda giyme zorunluluğu olduğu özellikle Burka ve Çadorun kullanıldığı, İslam sonrası ise Çarşafın da Çadora benzer türetilip yüz görünecek şekilde açık bırakılmıştır. Arap kavimlerinde, yüz mahrem sayılıp onun da kapanması için toplum geleneğinde takılması zorunlu olan peçe üretilmiştir. Bütün bu giyimler, olduğu coğrafyaya göre değişkenlik gösterir, İslamda bu yüzden belli bir Tesettür kıyafeti söz konusu değildir. Toplumda erkeğin libidosuna göre kadın farklı sınıflara konuyor ;obje;hayvan gibi görülüyor bu yüzden örtü biçimi değişiyor.
....
Mustafa Kemal Atatürk'e Türkiye içinde yaşayan bütün kadınlara insan olma hakkını verip bizlerin insanca özgür olduğunu, her şeyden önce ahlaki ölçüleri ile Türk kadının bir ana, kardeş, birey olduğunu hatırlatan ve ona söylenen bütün hakaretleri reddeden kurucu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e borçluyuz.