#spoilersız inceleme (Kitabın arkasında yazılanların dışına çıkılmadı)#
Konu ne kadar ilgi çekse de okurken kanser olmamak elde değil.
Herkesin övüp övüp bitiremediği kitabı heyecanla elime aldım ve okumaya başladım ki, daha 5. sayfa bile olmadan okurken ne kadar zorlanacagimi anladım. Yazar, tam olarak ergen ağzıyla veya modern whatsapp ağzıyla yazıyor kitabı. Bundan dolayı okurken sanatsal haz alamıyorsun. Edebi kaygı ve estetiklik yok üslubunda. Eger siz buna "okey"seniz alın okuyun...
Aslında yazar, son 3 bölümde gayet guzel yazmış. O hazzı alabildim o sıralar. Madem ki bu yeteneği var keske bütün kitabı bu üslupla yazsaydı da tamamını okurken zevk alabilseydik. Ama belli ki ticari kaygıyla yazılınca sanattan ödün vermek gerekiyor. Neyse belki de bunu kendisi de biliyordur.
Kitaptaki aşk o kadar yapmacıktı ki... Bu aşk, kitabın sonuna gayet iyi yarıyor. Ama aşkı bu şekilde anlatış şekli beni benden aldı. Cringe damarlarım çatladı, üzgünüm. Felaketin ortasında aşk yaşanır mı? Tabi ki, aşkı erteleyemiyoruz sonuçta. Ama ne zaman hoşlandığı çocukla anlarını okusam, bomboş hissetttim. Hele ana karakterin iç sesi, bütün o dehşet verici ölümlerden sonra bu kadar yavşak olamazdı. Resmen felaket üstüne felaket ama bizim çiftin aşkı ön planda. Bu da sevmediğim bir unsur.
Sevdiğim kısım ise dedigim gibi son 3 bölümdü ve -biraz canice olacak- ölümleri okurken zevk aldım. Demek istediğim, o vahşeti verebilmesi hoştu. Ve en önemlisi kitabı bitirdiğinde boşuna okumuşum demiyorsunuz. Sonunda bir seylerin farkına varıp ogrenebiliyorsunuz, ders cikarabiliyorsunuz. Tabi bu size kalmış, çıkarım yapmak.
Sonuç olarak okursanız bir sey kaybetmezsiniz ama okurken küçük çaplı delirebilirsiniz :) Daha resmi, estetik kaygıyla yazılsa ve o gereksiz aşk, etkileyici betimlemelerle yazılıp sadece aralara biraz serpiştirilseydi, işte o zaman tadından yenmezdi.