·224 syf.····Okunma: 11 Şubat 2023 23:55 Son on senedir iyi bir okuyucu olduğumu düşünüyorum. Lise zamanında mum ışığında okuduğum kitapların damağımda bıraktığı tat tam on sene boyunca elimden hiç kitap eksik olmamasına sebep oldu. Şu on senede şu an okuduğum bir kitap yok dediğim hiç olmamıştır. Yazmak ise bambaşka bir mevzu. Son iki senedir sadece okuduğum kitapların incelemeleri ve birkaç düşünce, araştırma yazısı yazdım. Bir süredir hikaye ve öykü yazma hevesi ile beraberde beni anlatım tarzı ile en çok etkileyen yazar olan Chuck Palanhniuk’un kitabını aldım. Bu arada Chuck hepimizin iyi bildiği Fight Clup’ın yazarı. Türkçe adıyla Dövüş Kulübü aslında bir roman ve çok çok iyi bir sinema uyarlaması.
Kitabın kapağında “yazarlık hayatımda gidişatı değiştiren anlar” yazıyordu ve benim yazarın yazma serüvenini görmek için büyük fırsattı. Beklentimin de üstüne çıkan bu kitapta yazarın hikâye anlatımına ve yazar olma üzerine gayet samimi ve orijinal tavsiyeleri var. Bir hikayenin olay örgüsü, finali, karakterlerin konuşturulması ve hatta okuyucuyu şaşırtabilmek için bir sürü tavsiyesi var. Tüm bu tavsiyeleri ise gayet bilmişlikten uzak “eğer siz benim öğrencim olsaydınız” diye başlayarak tavsiyesini eğlenceli bir dille veriyor.
Kitap sadece bir kılavuz değil. Yazar kendi hikayesini hiç sıkmadan ara ara bizlere aktararak kitaba farklı bir akıcılık katmış. Eğer benim gibi hikaye veya roman yazmaya başlamak istiyorsanız ilk olarak bu kitabı okumalısınız. Yazar olmak hakkında birkaç kitap okudum ve içlerinde en orijinali ve beni üretmeye en çok teşvik eden kitabın bu olduğunu söyleyebilirim. Şiddetle tavsiye ederim.
Bundan sonrası her zaman olduğu gibi kitabın önemli gördüğüm noktalarını dönüp tekrar okuduğumda hatırlayabilmem için özetini yazıyorum.
• Bum bum! Gibi özel efektler ile hikayende daha büyük bir etki yaratabilirsin. “Tüm gün kapana kısılmış halde, ancak tuvalete gidebilir, bum-bum, pıhtı beyni yere serer.”
• Otoriteyi, samimiyeti ve hızı kontrol edebilmek için ara sıra üç şahsın bakış açısı arasında gidip gelebilirsin.
• Fiziksel eylem ile başlayan hikayeler daha etkili olabilir.
• Diyaloglar sırasında “-dedi, diye ekledi adam, diye sordu kadın” gibi atfetmeler ile kimin ne dediği anlaşılmayan sayfalardan kurtarmış olursun. Kim ne diyor mevzusunu belirsiz bırakarak okurun aklını karıştırmayın.
• Ana karakterin ara sıra aptalca düşünmesi veya okuyucunun kendini ana karakterden daha zeki hissetmesi karakter ile okuyucunun bağ kurmasını kolaylaştırır. Çok başarılı, her şeyi bilen ve bizden daha zeki olan karakter ile bağ kurmamız zorlaşır.
• Karakterinizin hareketleriyle sözleri birbirini tutmasın, böylelikle gerilim yaratmış olursunuz. “Kahve? Sırtı odaya dönük vaziyette fincanları doldurdu ve Ellen’ınkinin içine siyanür damlattı. “Bu yeni sert kahveyi seveceğini umuyorum.” Burada karakterimiz Ellen ile normal konuşurken başka bir şey planlıyor.
• Diyalog zor iştir bunu göz önüne alarak sadece gerekli yerlerde seri diyaloglara yer ver.
• “Eeğer siz benim öğrencim olsaydınız, her gün kullandığınız sözsüz şipşak jestlerden oluşan bir liste yaptırırdım.” “Yumruğunuzla alnınıza hafifçe vurarak yaptığınız bir şeyi anımsama hareketi”
• Karaktere uygun bir nakarat yaratarak geçişlerdeki keskinliği kırabilirsin. Ayrıca bu nakarat karaktere bir orijinallik katar ve okuyucu ile bağının güçlenmesini sağlar. Örneğin “Eğer siz benim öğrencim olsaydınız…”
• Saatin geçtiğini direkt saati söylemek veya hangi vakitte olduğunu söylemek yerine o vakitte yapılan bir eylem ile okuyucuya aktarabilirsin. Ayrıca geçen bir zamanı okuyucuya nasıl aktaracağını düşünüyorsan o zaman aralığında yapılan şeyleri hızlıca ayrıntı vererek iletebilirsin. 4 gün geçti demek yerine, Salı şunu yeriz Çarşamba şunu yeriz vs.
• Zamanın ilerlediğini göstermenin başka bir yolu ise bir sahneyi tamamlayın geçmişe dönün tekrar şimdiye döneceğiniz zaman zamanı istediğiniz andan başlatabilirsiniz.
• Roman yazarken bölümler kullanarak veya boşluklar bırakarak zamanın geçtiğini aktarabilirsiniz.
• Uyumsuz karakterler okuyucunun kendisi ile özdeşleştirebilmesini kolaylaştırır.
• Hikayeleriniz için ritüeller icat edin. İnsanlara oynayacakları roller ve söyleyecekleri replikler verin. Sohbet edip itiraflarda bulunabilecek sahneler, insanların kendi hikayelerini anlatıp başkalarıyla bağ kurabilecekleri yollar katın öykünüze. Bir ritüeli kuvvetlendirmek için ise onu sıkıcı olmadan tekrar et.
• Bir karakterin diyaloğunu tırnak içerisinde verdiğinizde onu daha gerçeklik kazandırmış olursunuz. Örneğin: onlara “kutuyu köşeye koyun” dedim
• “Eğer siz benim öğrencim olsaydınız ve bir karakteri otorite sahibi kılmanız -ve yazar olarak da kendi otoritenizi kurmanız- gerekseydi karakteri alelade biri olarak taktim edip ardından karakterlere, bir dizi ezoterik ve karmaşık gerçeklerle çıkış yaptırarak okuru şoke etmenizi söylerdim”
• Hikayeni karakterin içine girerek, kendi değil onun gözünden yaz.
• Hepimizin hissettiği bir duyguyu alın ve tecrübe edilmemiş bir şeyi anlayabilmemiz için onu köprü olarak kullanın.
• Anlamı okura asla dayatma. Gerekiyorsa onu yanlış yönlendir. Siz gerçeği doğruca söylemeden evvel bırakın daima o fark etsin. Okurlarınızın zekasına ve sezgisine güvenin.
• Hikayeni birinci şahıs ağzından yazman daha etkileyici olur fakat yazarken “ben” zamirini kullanma. Örneğin: “ellen’ı gördüm” yerine ”ellen kalabalığın içinden çıktı. Omuzlarını dikleştirdi ve yürümeye başladı”
• İnsanların bilinçsizce neler yaptıklarına dikkat et. Niçin bu davranışlarda bulundukları konusunda anlattıkları öyküleri topla.
• Hikayende, karakterine veya okuyucuya bir aydınlanma anı yarat. Ancak bunu açıkça söyleme okuyucunun anlamasını bekle.
• Bedenimiz zihnimizden çok daha etkili bir kayıt cihazıdır. Yazma alıştırması için zar zor hatırlayabildiğin bir şey hakkında yaz. Bir koku, tat veya hissedilebilen fiziksel bir ayrıntı. Örneğin elinize aldığınız fincanın içinde ne kadar kahve kaldığını fincanın ağırlığından nasıl anladığınızı not edin. Okuyucuya hikayenizi sadece gözünden ve zihninden anlatmayın, onları tenleri, burunları, bağırsakları ve ayak tabanlarından anlatın. Hissettirin.
• İki şekilde okurun güvenini sağlayıp otorite kurabilirsiniz. İlki temel otoritedir ve burada yazar okurunkinin ötesinde bir bilgelik ya da bilgi sergiler. Diğeri ise kalp otoritesidir. Bir karakter, duygusal bir gerçeği dile getirdiğinde ya da büyük zafiyet gösteren bir davranışta bulunduğunda kazanılır.
• Bir karakterin hataları veya yanlışları okurun kendisini daha akıllı hissetmesini sağlar. Böylece okur karakterin başarmasını ve hayatta kalmasını ister. Hatalar yapan kusurlu bir karakter yaratın ve bu yolla duygusal otorite kurun.
• Harika kurmacayı yaratan şey, büyük sorunlar ve akıllıca olmayan çözümlerdir.
• Hikâyede saatiniz ve silahınız olsun. İyi bir saat zamanı sınırlayarak gerilimi arttırır. Bize neyi beklememiz gerektiğini söyler. Böylece zihnimiz serbest kalır, bizler de kendimizi hikayenin duygusuna kaptırabiliriz. Silah ise erkenden gösterilip sonra da sakladığın ve okurun unutmasını umduğun bir şeydir. En sonunda silahı ortaya çıkardığında silahın hem şaşırtan hem de beklenen bir şey gibi hissettirmesini istersin.
• Nesneleri hikayene bir dahil edip bir çıkararak ve her ortaya çıktığında karakteri ve hikayeyi geliştirerek, yükselterek okuyucuyu şaşırt.
• Karşılıklı yanlış anlaşılmaları kullan.
• Diyaloğa mümkün olduğunca başvurma
• Fiziksel eylem içeren fiiller daha caziptir. Yani bir betimleme yapacağın zaman uzun kahverengi saçlıydı demek yerine eldivenli eliyle uzun kahverengi saçlarını yüzünden çekti okuyucunun sahneyi gözünde canlandırması ve sıkmaması için faydalıdır. Soyut fiillerden kaçın. Siz koşulları yaratın bırakın hatırlama, inanma ve sevme işini okurlarınız gerçekleştirsin. Duyguyu dayatamazsınız. Sizin işiniz okurda istenen duyguyu açığa çıkaracak ortamı yaratmaktır.
• Çözümü olmayan bir mevzu bul. Böylece gerilimi ve eseriniz üzerinde tartışılmasını garantilemiş olursunuz.
• İnsanları dinleyerek yeni karakterler ve konular edinebilirsin. Bunları not alabilirsin.
• “İşin sırrı kendinizi aldatıp harika vakit geçirdiğinizi düşünmek. Bulaşık yıkarken mutlu olamıyorsan, mutlu olamazsın”
• Amaç buradaki kurallara uymak olmamalı. Ancak bazı kurallar ile başlamak iyidir. Başladıktan sonra kendi tarzını daha fazla yansıtabilirsin.
• Ana karakterinizi öldürmek hikayeyi çözüme bağlamanın en ucuz yoludur.
• Yazmak için vakit bulamıyorsan, müzik dinlemek yerine hikayeni düşünebilir veya her an bir şeyler karalayabileceğin bir not defteri taşıyabilirsin.
• Sizi üretmeye mecbur hissettirecek herhangi bir sosyal ortamda bulunun