Erasmus delilik kavramını çok geniş bir biçimde aktarmış. Erasmus'a göre bilgelik delilik ile eşdeğerdir. Bilge bir insan, önce delilik sınavından geçmelidir. Tıpkı karanlığın en büyük aydınlık olduğunu anlamış biri gibi... Kitap içerisinde dini karşılaştırmalara, papazların giyim kuşamına ve gözlem yeteneğini konuşturması okuyucunun beğenmesi ve içerisine dahil etmesine yarayacak bir başka güzel konulardan biridir. Bildiğiniz gibi Thomas More ile yakınlığından dolayı, eski ve yeni Ahit'i birbiriyle tokuşturmuş ve bana sorarsanız bundan baya zevk de almış.
Kitapta Türk ve Arapların barbar olarak nitelendirmesi ve bu iki ırkın 'Hristiyanlardan' nefret ettiğini basa basa belirtmesi 'hümanist' olarak nitelendiren Erasmus'u yadırgayanlar olacaktır. Okurken, daha ilk seferinde bununla, bu söylemle karşılaşan herkes yadırgayabilir ama dönemin ve dönemin algılanış biçimini pek bilmediğimiz için bize böyle gelmiş olması doğaldır. Dini vecihlere çok sık yer vermekte.
Okuduğum en eğlenceli felsefe kitabı olduğunu söyleyebilirim. Erasmus, yazdıklarının her satırından zekâ fışkıran müthiş bir yazar. Dostu Thomas More’u eğlendirmek adına kaleme aldığı Deliliğe Övgü adlı bu kitapta, bilerek veya bilmeden, insanlığın sinir uçlarına dokunmuş. Çocukluk, dostluk, aşk gibi kavramlar üzerine düşünmeye davet ediyor. Erasmus’un gerçekleri eğlenceli bir şekilde dile getirdiği ve arkadaşı Thomas More’a adadığı bir kitaptır.
Kitabın asıl çeviri ismi "Ahmaklığa Övgü" ancak Türkiye'de ilk olarak "Deliliğe Methiye" olarak çevrildiğinden isim öyle kalmış. Aslında orijinal isim ile çeviri gerçekleştirilseydi kitabın daha anlaşılabilir olacağı kanısındayım.