Nouvel Observateur tarafından 2013 yılında dünyanın en önemli 25 düşünürü listesine eklenen ve Almanya'da en önemli 500 entelektüel listesinde ilk 50'de bulunan günümüzün yaşayan eleştirel teorinin önde gelen temsilcilerinden olan Hartmut Rosa bir sosyolog ve düşünür olarak kendi alanında yaptığı; zamanın sosyolojisi ve kimlik çalışmalarının bir ürünü olan bu kitap açıkcası modern dünyanın içerisinde bulunduğu durumu farklı bir bakış açısı ve perspektif tezleri ile ele alan Hartmut Rosa oluşumu ve döngüsü devam eden sürecin altından kalkmayıda kendi entelektüel birikimi ve verdiği nüans örnekler ile altından kalkmasınıda beceriyor. Kitap Rezonans, yabancılaşma ve hızlanma isimli diğer kitapların konularınıda içeren yeni bir bileşke olarak okuyucusuna sunulmuş, neden Dünyanın kontrol edilemezliği (unverfügbarkeit) ismini kitaba neden ve nasıl verdiğini girişi ile başlıyor,
Kar ile olan ilişkimize benzeterek, neden eskisi gibi duygu ve düşüncelerimizi ulaşamadığımız, herşeyin eksik kaldığı ve o eski kokuları bile hissedemediğimizi, kar gibi eriyip giden süreci ve döngüyü anlamak ve anlatmak üzerine kavramsal tez ve modern dünyanın tarifi zor yapısını anlayabilmek adına bir çabanın kısa prototip özeti denilebilir esasen.
Giderek herşeyin hızlandığı ve anolog olandan dijitale, orjinal olandan nesnellere, özneler ile ifade edilenin kimliklere, ruh haline, duygudurumlarına, infiallere sebep olan günümüz yaşamını ve dünyasını bir tema olarak yapısökümlere ugratıp öncelikle birey olan bizlerden topluma, sanata, edebiyata, siyasete doğaya, devletlere ve nükleer fizik konularına kadar hızlıca getiriyor. Herşeyi kontrol altında tutmak için elimizden gelen herşeyi deneyen bizler ve devletler bazında biz elimizde var olanı ve dünyanın imkanlarını kontrol etmeye çalıştıkça bunu arzu ettikçe istedikçe avuçlarımız içinden kayıp giden kontrol edilemez olarak sürekli gerçeği önümüze seren, kontrol edilebilirliği kontrol edilemezlik olarak bizi aciz bırakan durumu irdeliyor ve inceliyor. Teoride kontrol edilebilir olanı pratikte nasıl kontrol edilemez hale geldiğini usta bir dille anlatıyor. Bunu anlatmak bir mesele olduğu kadar anlamakta belirli bir farkındalık, merak ve öz yeterlilik gerektiriyor.
Max Weber'den, Friedrich Schiller'den İgor Levit'ten, Oppenheimer'a kadar pek çok alıntıdan yararlanarak günümüz vaziyetini gözler önüne seren soyut bir portre çiziyor. Bununla birlikte Sanattan, şiirlerden, teknolojiden, tıp, tarih, hatta uzak doğu tedavi teknikleri üzerinede ilginç örnekler ile rezonans deneyimi, hızlanma metalaşma ve yasallaşma günümüzü anlatabilecek kavramları ile bir resital sunuyor. Anlam veremedigimiz durumlara birer köşe taşı koyarak rezonans ile uyum veya uyumsuzluk olabilecek durumları belirli bir ahenk ile anlatıyor.
Dünyayı yönetiyorlar, bizi kontrol ediyorlar diyenlere cevaben neden kontrol edilemezliği olduğunu cevaplıyor.
Birçok krizde ve doğal afet durumunda ve sonrasında bir refleks olarak sorumlu arayan ve hesap verilebilirlik isteyen birey ve toplumu herşeyi olay olduktan sonra ve her krizi olay anında cözmeye calısan toplumlar için ne kadar bedel ödendiğini anlamaya başlamanın zamanının geldiğini realiteye vurguluyor. Fakat herkesin bildiğini okumaya devam ettiği için yazdığı kadarda umut verici olmadığınında farkında olarak devam ettiriyor. Modern dünyanın alemetiferikaları önplana çıktıkça dünyaya kavuşma, ulaşma arzusu yitip giden zamanda hissiyatının kaybettiği kadar kontrol edilemezliğide artıyor. Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur sözünün felsefi dısavurumu olabilecek bir çalışma, Modern toplumsal yaşamın doğası ve yansımalarını merak eden herkesin ilgisine merakına merhem olabilecek bir kitap, iyi okumalar...