Tokyonun ara sokaklarındaki küçük kafe, içinde yer alan özel bir sandalye sebebiyle efsaneleşmişti. Söylentiye göre eğer bu sandalyede oturursanız seçtiğiniz bir zaman dilimine geri dönebiliyordunuz. Çoğu kişi bunun mükemmel bir fırsat olduğunu düşünüyordu. Yalnız onları bu düşünceden vazgeçiren şey bazı kuralların olmasıydı. Bu kurallar onlara göre geçmişe veya geleceğe gitmeyi anlamsız hale getiriyordu. O kurallardan en önemlisi ise şuydu : "Ne yaparsanız yapın şimdiki zamanı değiştiremezsiniz!" İnsanlar bunu duyunca geçmişe gitmekten vazgeçiyorlardı. Fakat düşünemedikleri bir şey vardı.. "İnsanlar olmuş şeyleri değiştiremese de kalbini değiştirebilirdi ve bu yüzden anlamsız değildi." Hepimizin vardır söylemek isteyip söyleyemediği bir şey veya yalnızca son kez görmek istediği biri. Hiçbir şey değişmeyecek dahi olsa, içimizde bir şeyler illa ki değişir. Bu kitap 4 farklı hikayenin birleşiminden oluşuyor. Fakat farklı dediğime bakmayın hepsi birbiriyle bağlantılı ve aynı mekanda geçen hikayeler o yüzden hiç farklı bir hikayeymiş gibi gelmiyor. Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Ve bu kitabın bir filmide var. Bunu öğrendiğimde çok sevinmiştim. Ve asıl olay şu ki filmini kitabından daha çok sevdim. Çünkü kitaptaki bazı şeyler filmde değiştirilmiş ve çok daha güzel kurgulanmış. Kitabı okurken en çok merak ettiğim şeylerden biri geçmişe dönmek isteyenlere kahve yapan Kazu'nun hayatıydı. Ve kitapta buna hiç yer verilmemişti. Kazu sıradan bir çalışan olarak anlatılıyordu. Fakat film de herşey Kazu'nun hayatıyla bağlantılı anlatılmış olması benim daha çok hoşuma gitti. Mutlaka kitabını okuyup ardından filmini izlemenizi tavsiye ederim. Sevgiyle kalın :)