Afganlar Türkiye'ye Neden Geliyor?
Puan vermedi·190 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
"Coğrafya kaderdir." sözünü iliklerimize kadar hissettiğimiz bir kitap ile karşı karşıyayız. İşgal, ölüm, eğitimsizlik, cehalet ve fakirlik; halkın üzerine yapışan ve çıkarılması zor olan bir leke gibi Afgan halkını terk etmek istemiyor. Yüz ölçümünün büyük bir kısmını dağların oluşturduğu Afganistan'ın zorlu coğrafi şartları sanki halkının kulağına yaşayacağı çileleri fısıldıyor. 43 yıldır farklı toplumların işgali ve kendi içlerinde yaşadıkları çekişmelerden dolayı rahat bir nefes alamayan Afganlıların geleceği hakkında ümitvar olmak istesek de kısa sürede bunun gerçekleşeceğini beklemek ne yazık ki hayalden öteye geçemiyor. Erhan İdiz'i birçoğumuz sosyal medya vesilesiyle tanıyoruz. Yüksek Lisans'ta tez konusu olarak Afgan göçüne dair bir çalışma yapan İdiz, tezini doğrudan kitap olarak bastırmak yerine okuyucuya hitap edecek şekilde yeniden düzenleyerek bizlere sunuyor. İki bölümden oluşan kitabın birinci bölümünde Afganistan'dan Türkiye'ye gelen 13 kişinin hikayesi yer alırken hikayelerden akademik dile geçiş yapılan ikinci bölümde göç konusu, Afganistan hakkında kısa bir bilgi ve Afganların Türkiye'ye geliş sebepleri ele alınıyor. Afganistan'dan Türkiye'ye kaçak yollarla giren Afganlıların bu yolculuğu kimi zaman elli-altmış gün sürüyor. Üzerlerinde tek bir kıyafet, yanlarında bir miktar ekmek ve biraz su ile çıkılan bu yolda soğuktan, hastalıktan, açlıktan ölen insanların cesedi yollarda terk ediliyor. Yorularak bitkin düştüğü için yola devam etmekte zorlananlar ise orada yalnızlığa terk ediliyorlar çünkü geride o kişiyle birlikte kalmanın sonucu bilinen bir hakikat ki o da ölmek demek. Türkiye'ye sağ salim bir şekilde ulaştıklarından dolayı kendilerini bekleyen sıkıntıları henüz bilmedikleri için sevinseler de asıl zorluk bundan sonrasında başlıyor desek abartmış sayılmayız. Haftanın altı veya yedi günü mesai, kimsenin beğenmediği işlerde köle gibi çalışma, evsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya olsalar da birçoğunun yaşadığı en büyük sıkıntı maaşını alamamak. Aylarca hizmetinde çalıştırdığı işçiye ilk başta anlaştığı ücreti vermemek veya çok cüzi bir miktarını vermek ülkemizin patronlarının hemen her Afgan'a uyguladıkları aşağılık bir davranış olarak birçok hikayede karşımıza çıkıyor. Hikayelerin hepsinin ortak noktası "mecburiyet". Ülkelerini terk etmek istemeyen ancak bunu yapmadıkları takdirde iki kötüden birisi ile karşılaşacaklarını bilen Afgan erkeklerinin başka bir çözümü bulunmuyor. Vatanlarından ayrılmadıkları sürece kendilerini ya savaşın içinde bulacaklar ya da ekonomik kriz ve işsizlik ile karşı karşıya kalacaklar. Seçmedikleri hayatın bedelini acı bir şekilde ödeyen, kimsenin sebepsiz yere vatanını terk etmeyeceğini söyleyen, hor görüldükleri memleketlerde mecburi olarak yaşamaya çalışan Afganlar ara ara bu hayata isyan etseler de bu isyan sonuçsuz kaldığı için bir sonraki gün aynı hayata devam etmek zorundalar. Son olarak Afganların Türkiye'ye neden geldiği sorusunun yanıtını arayacak olursak farklı sebepler olmakla beraber en önemli sebebi başlık parası biriktirmek. 17-18 yaşlarında ailelerini geride bırakarak ülkelerinden ayrılan ve dört beş yıl içinde para biriktiren Afgan gençleri tekrardan yurtlarına dönüyorlar. O yaşlara ulaşıp da hâlâ Afganistan'ı terk etmeyenlere ise çok da iyi gözle bakılmıyor. Yani toplum baskısı da aslında bu göçlere kapı aralıyor diyebiliriz. Akıcı bir dille yazılan ve neredeyse tek oturuşta bitirilebilecek bu kitabı ben çok beğenerek okudum. Suriye, Filistin, Afganistan gibi konularda akademik cümlelere boğulmuş kitaplar yerine bizzat o hayatı yaşayan kişilerle yapılan röportajlardan yola çıkarak yazılan eserleri daha çok beğeniyorum. Bu konuda okuduğum ilk kitabı ilgilisine tavsiye eder, bu alanda yazılmış eser tavsiyeleriniz varsa onları da sizden beklerim.  
İnsan ve Hayat
Sınır Kapısındaki Deniz KızıErhan İdiz · Vadi Yayınları · 2023147 okunma
··
1.102 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gülüm eline sağlık, istifade ettim sayende 🌹 Uçuşan, Mihriban, Nazlı ve senin incelemelerini çok seviyorum. Aşırı harika kaleminiz kurumasın inşallah bacılarım, amin :)
Rabia
Gönderi Sahibi
Yaa canım Leyli'm çok teşekkür ederim beğenmen mutlu etti 🌸♥️Amin inşallah :)
Rabia Empati yapma çabanızı iyi niyetli fakat ülke çıkarları adına mantıksız ve zararlı buluyorum. Bu kontrolsüz göç olayının korkunç etkilerinin farkında olmadığınız kanaatine vardığım için şu an ülkenin en büyük sorunu olarak gördüğüm kontrolsüz göçle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. İlk olarak ülkemize gelen kişilerin çoğunu Afgan, Pakistanlı, Iraklı milletinden kişiler oluşturuyor. Bu kişiler savaşın, cehaletin içinden geliyorlar. Büyük bir çoğunluğu normal ruh sağlığına sahip kişiler değiller. -ki olsalar gene farketmezdi- örneğin bir insanın ölümü bizler için çok büyük bir olayken bu insanların normali, büyütülecek bir durum olmayabiliyor. Ya da çocuk yaştaki bir kızla cinsellik yaşamak onların normali olabiliyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi şu an "bilinçli" bir şekilde sınırlar korunmuyor ve ülke bu insanlarla doldurulmak isteniyor. Haliyle sapığı, katili, teröristi de elini kolunu sallayarak geliyor. -Daha geçen günlerde bir Işid mensubu teröristin Akkuyu Nükleer santralinde çalıştığı tespit edilip yakalandı. Ki içerde tutarlar mı orası da ayrı bir konu- Ki bunun sebebi de bana göre Türkiye'de oluşturulmak istenen bir düzen var. Özellikle kötü hayat şartlarına sahip farklı müslüman milletlerden kişileri ülkeye alarak bir şeriat düzeni kurulması amaçlanıyor. Bu noktada da ulus kavramı olan Türklük bu potada eritilecek. Türkiyeli vb kavram tartışmalarının arka planında yatan düşünce de budur. Şeriat düzeni sizin arzuladığınız bir yönetim biçimi olabilir bunu bilemiyorum ama sizin temin ederim ki bahsettiğim senaryonun sonu facia olur, başka bir şey değil. Benim müslümanlara garezim olduğunu düşünebilirsiniz. Ama ben Rus ve Ukraynalısı da dahil ülkemde hiçbir kaçağı ve kontrolsüz şekilde alınan mülteciyi istemiyorum. Bunu da ülkemin bekası için istiyorum. Suriye iç savaşının körüklenmesinde bizim de önemli bir etkimiz olduğu için ülkenin etnik yapısına zarar vermeyecek bir miktarda -örneğin 50.000 Suriyeli olsun-getto oluşturmaları engellenecek ve ülkemize entegre olacak şekilde bir nüfus planlamasıyla ve farklı illere dağıtılacak bir politika eşliğinde ülkemizde kalmalarına soğuk bakmıyorum. Bu şekilde bizde elimizi taşın altına sokup insanlık yapmış oluruz. Ama geri kalanları kesinlikle ülkeden çıkartılmalılar. Aklıma gelen sebep olacakları zararlardan bahsedeyim -ki oluyorlar da- 1)Türkiye'nin etnik yapısının bozulması. 2)Taciz, tecavüz, cinayet, hırsızlık gibi suçların artması 3)Şeriat istemeleri 4)İlerde kendi partilerini kurup özerklik isteyebilecek olmaları bunun için çatışabilecekleri 5)Işid gibi korkunç terör gruplarının içeriye soktuğu teröristlerle ülkemizde terör eylemleri yapması (Daha geçen günlerde kilisede öldürülen bir vatandaşımızın öldürülmesini Işid üstlendi) 6)Kaçak ve çok ucuza çalışarak işsizliğin artmasına sebep olmaları ve ülke ekonomisine büyük zarar vermeleri 7)Aldıkları yardımın, ve ücretsiz devlet hizmetlerinin ülkemiz ekonomisi için büyük bir yük oluşturması ve kendi vatandaşımızın bundan kaynaklı bu hizmetlerden verimli bir şekilde faydalanamamaları. Metropol şehirlerde aylar hatta 1 yıl sonrasına randevu veriliyor. Umarım bu kontrolsüz göçün ciddiyeti konusunda sizde bir farkındalık oluşturabilmişimdir.
Rabia
Gönderi Sahibi
Yorumunuzu okuduğum zaman çok yoğun bir sürecin içinden geçiyordum ve dingin bir kafayla yazmak için o esnada yazmamıştım. Fakat sonrasında ne yazık ki unutmuşum. Okuduğum bir kitapta Afganistan kelimesi geçince tekrar hatırladım. Kusura bakmamanızı rica edeceğim o yüzden. Yorumu tekrardan okudum ama üzerinden çok uzun bir zaman geçtiği için uzun bir yorum yazmam anlamsız olacak sanırım. Düzensiz göç ve bunun getirdiği ve getireceği birtakım sıkıntılar konusunda sizinle aynı düşünüyoruz zaten. Ama sorunun büyüklüğü o kadar değilmiş gibi geliyor sadece bana. Belki benim göremediğim, fark edemediğim gerçekler de olabilir tabii. Bir de kitabın içeriği ve üslubuna paralel bir inceleme yazmak gerekiyordu. Akademik üslupla yazılmış bir kitap olsaydı inceleme de sonunda yapılan çıkarımlar da daha farklı olabilirdi. En kısa sürede bu düzensiz göç probleminin insanî yollarla çözüldüğüne şahit oluruz inşallah. Bu vesile ile sizin de bahsettiğiniz işveren-iş yükü problemi de ortadan kalkar umarım.
Geçen inceleme hep yazamıyorum demiştin sanki, siteyi kendinden mahrum etmene inanamıyorum Rabia :D Yine bir incelemenle tanımıştım seni ve cidden çok iyisin maşallah ya 🤍 Enfes bir yazı, çok güzel bir bakış olmuş. Yine yaz, hep yaz inşallah 🌸🤍
Rabia
Gönderi Sahibi
Onlar nasıl güzel dualar öyle Mihri çokça aminn. Melekler de bu duana "aynısı sana da olsun" karşılığını versinler. 💛💐