Yazdıklarımın okuduklarımı mahvetmesinin korkusuna kapılarak yazıyorum. Sanki her satırda kitabın ağırlığını biraz daha kaybetmeye korkarak. Ama yazacağım, buna kitabın da benimde ihtiyacım var. Kitap anlaşılmayı umuyor, bende. Öyleyse genç sayılabilecek bir yaşımda kitapla karşılaştığım için, içimden sessiz bir minnet duyurarak, seviniyor aynı zamanda kitabın her satırının bana vaat ettiği hayatı satırlardan soğuruyorum. Aleksey gibi erken yaşta kitaplarla tanışmadığımdan kitapların tümünü okumak yerine seçmeye mahkûmum.
Bir insanı büyük bir yazar yapan o hayatı okuyorum. "Büyük bir insan olmak için büyük acılar çekmek gerekir" lafı geliyor sürekli aklıma. O zamanki insanların muazzam derecede cahil olduğunu ve bu yüzden katlanılamayacak kadar acımasız olduklarının farkındayım. Köyümde bazen yaşlılar, eskiden insanların daha iyi olduğunu savunur ve şimdiki zamanın umursamazlığındam hayıflanırlar. Fakat karanlık çöküpte soba kenarında toplandığımızda, akşamın insana kattığı huzursuzluk ve hüzünle birlikte köyün apayrı bir yüzü ortaya çıkar. O zamanlar insanların nasıl ıslah olmaz birer suçlu olduğunu ve işledikleri suç ve ayıpların o kadar sıradanlaştığı için bundan yüzleri bile kızarmadığını anlatırlar. Ama biliyorum, buna cahillik kadar sebep olan bir şey daha var o da yoksulluk. Açlık insanı dindar da yapabilir, hırsızda. Zamanın akışı içinde birden fazla duygu aynı insanlarda salınıp durduğuna göre tıpkı yaşlı nineler gibi bizde gündüzleri iyi insanlardan, geceleriyse utanmazlardan pek tabi bahsedebiliriz ve bu bahsedilen insanalar aynı kişiler de olabilir.
İnsanlar, insanları etkiliyor iyi ya da kötü. Yanlış veya doğru. "Toplum yaşamında insanlar birbirlerinin hırsızıdır." Birbirimizden çaldıklarımızla geçiniyoruz. Bahsettiğim şey bazen bir umut, bazen bir gülümseme bazense bir hayalkırıklığı oluyor.
Bir yazarın biyografisini okumak, Yazdıklarını anlamayı kolaylaştırır. Bu üçlünün,yani yazarımızın üçlemesinden bahsediyorum, Gorki sevenler tarafından daha çok okunması gerektiğini düşünüyorum. Gorki sayesinde uzun hastalık gibi süren bir çocukluk, kötü insanların elinde kıvranmış ve öfkeyle yıkanmış bir gençlik okudum. Bu kısımda özellikle "Can sıkıntısından doğan umutsuzluğun yabanıl bir kızgınlığa dönüştüğünü çok iyi biliyorum." alıntısına rastladığımda çok şaşırdım uzun süredir içinde yaşadığım durumu benden iyi anlatan bu cümle kafamda yankılandı durdu. Son kitabın en değerlisi olacağına inanıyorum. Tüm öğretilerin toplandığı ve öğrenildiği, şimdiki idealinin yaratığı üniversite...
Kitabın son sayfasını da okuyup kapağı kapattıktan sonra tıpkı Aleksey gibi kendime şöyle dedim, "Birşeyler yapmam gerek yoksa mahvolacağım."