Sevildiğini hisseden kadın kadar çekilmez bir şey yoktur.
Kadının gerçekte öyle bir safhada, adeta öldürücü bir mahiyet alır.
Yabani kedilikten, zehirli yılanlığa geçer ve gitgide, hayalimizin ölçemeyeceği kadar derin, nihayetsiz ve tuzlu kötülük denizinde, gülerek çırılçıplak yüzmeye başlar..
Her kadında, yırtıcı bir avcı hayvanattan bir şey vardır.
Kuşu yakalayan kedide nasıl nihayetsiz bir hazzın raşeleri ve dişlerini bir ceylanın etine geçiren aslanda ne kadar derin bir şehvetin emareleri görülürse kadınlar da lâlettayin herhangi bir erkeği kendilerine ram etmekte o kadar büyük bir haz ve neşat duyarlar..
(Karaosmanoğlu 1995/1 S 62 - 1995/2 S 80)