“Zaman gül yaprağına düşen kar tanesi gibi çabucak erir.”
Yolları Tepeköy’de birleşen öğretmen Oya’nın, doktor Ferit’in, polis Bulut’un, hemşire Neriman’ın, belediye başkanı Selim’in ve bu insanların Tepeköy’ü nasıl Tepeköy yaptıklarının hikayesi Zafer yahut Hiç. Yazar bu birbirinden farklı birbirinden renkli kahramanlarla kimsesizliği, hayal kırıklığını, aşkı, dostluğu, yalnızlığı anlatıyor. Yoksullukla savaşı, zenginin bencilliğini gözler önüne seriyor.
Hikayenin her yanı dökülen bir minibüsle başlaması
Mavi Kuş ‘u, İstanbul’un ücra bir köşesinde yer alan gecekondulardan oluşan Tepeköy’ün anlatılması
Rüzgarlı Pazar ‘ı, doktor Ferit’in idealist İhsan’ı anımsaması
Ya Tahammül Ya Sefer ‘i anımsattı. Daha bi sıcak daha bi bildik geldi kitap. Her başka bir kitabı anımsatan bölümde gurbette hemşehrime rastlamışım gibi sıcacık hissettim.
Okuduğum en güzel
Mustafa Kutlu eserlerinden biriydi. Hem konusu hem üslubu oldukça keyif verdi. Okuduğum kadarıyla Kutlu’nun eserlerine kronolojik olarak bakıldığında üslubunun nasıl ilerleyip kendi yolunu bulduğunu görebiliriz. Başlarda zorlayan yoran üslubunun zamanla, özellikle 2000’lerden itibaren su gibi aktığını, okudukça okuma hissi oluşturduğunu düşünüyorum.