·280 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Mart 2023 10:21 Kitap 16 yaşında psikolojik rahatsızlığı olan deborah'ı anlatıyor. küçükken geçirdiği tümör ameliyatında yaşadıkları doktorların ameliyat esnasında ve sonrasında ki tavrı, bir yahudi olması bu sebeple yapılan zorbalıklar, yaz kampında olanlar şizofreninin başlangıcı için yeterli olmuştu zaten. Şizofreninin bu kadar iyi anlatılması okuduğumda şaşırtan birşeydi. Ailesinin deborah'ı akıl hastanesine bıraktığı andaki duyguları "hasta olamaz bizim kızımız gayet normal büyümüştü halbuki her imkanı vardı.." kitapta bununla ilgili şöyle diyor yazar; " Ah şu ana babalar. onu iyileştirin, derlerdi hep, onu sofra adabını bilen ve bizim kararlaştırdığımız geleceği kabullenen biri olacak biçiminde iyileştirin!. Dr. fried içini çekti. Zeki, dürüst, iyi yürekli ana babalara bile çocuklarını aldatmak kolay geliyordu. Kendilerinin hiçbir zaman tenezzül etmeyeceği aldatmacaları, gösterişçiliği, kibirliliği, rahatlıkla çoçuklarına uygulayabiliyorlar..."
Psikolojiye ilgim olduğu için bu kitap dikkatimi çekmişti aslinda bundan mıdır bilmiyorum ama okurken deborah'la aynı şeyleri düşünüp hissettiğim oldu. akıl hastanesinde yaşananlar, carla'yla olan dostluğu tecritteki düşünceleri, insanlar hakkında yaptığı analizler... Bu yüzden biraz yavaş okudum kitabı bitmesini çok istemediğim için. koro,lactamaeon, anterrabae, Idat... bunlar zihnindeki dünya"Yr" tanrıları. Çok kez anlatmış olsada Yr'yi bi tanesinde şöyle diyor; " kuşkusuz, kastettiği Yr bir zamanların Yr'siydi; bir kıyamet kargaşası içinde olan ve kraliçesini dipsiz duyumsamazlık kıyılarına fırlatıp duran son zamanların Yr'si değil, yaşamın ilk yıllarındaki o eski krallıktı: bir kartala yaraşır sarp bir kayalığı, uçsuz bucaksız bir göğü, yabanıl atların otladığı yemyeşil bir vadisi olan anterrabae'yle birlikte arkalarından ışık saçarak düştükleri Yr'ydi." Bunun gibi birçok kez Yr harika bir şekilde betimlenmiş. Deborah'ın iyileşmesi dünya renklerini, tatlarını,hissini ve ilk defa kendini yaktığında acı hissedip " bütün dünyaların bütün tanrılarına ve Koro'larına söylüyorum: artık yakmak yok, ateş yok çünkü bağlanmaya başlıyorum galiba... galiba bu dünyaya bağlanmaya başlıyorum." artık hissedip Yr'ye karşı gelmesi içimde ister istemez bi heyecan oluşturmuştu. Aynı şekilde B koğuşundan tekrar D koğuşuna geçince veya daha kötüsü artık (gözetim altında olarakta olsa) dışarda yaşamaya başladıktan sonra tekrar kriz geçirip tecrite alınınca diğer hastaların, hemşirelerin hayal kırıklıkları gibi bende de bi burukluk olmuştu. Ama deborah o kadar zeki ve güçlüydü ki tekrar ordan çıkıp bitirme sınavlarından bi üniversiteye girecek kadar puan alıp başarması vazgeçmeyişinin ödülü oldu sanki.
Bu incelemeden çok sohbet gibi oldu biraz sanki ve bu kitapla ilgili konuşmak isteyen olursa da çok mutlu olurum . Hala içindeyim sanki kitabın. okunmasını kesinlikle tavsiye ederim. Bendeki çok eski bir baskısıydı bu yüzden daha da kaptırdım kitaba kendimi. önyargıları tamamen aşan bir kitap. Aslında pek tahmin edemesekte insanların neler yaşadığını, daha dikkatli olmamız gerektiğini hatırlatan bir kitap.
Kitabın sonunda artık iyileştiğinde Yr tanrılarıyla vedalaşması " Bizi senin şu sert kabuğuna karşı bir kalkan olarak da korumayacak mısın, kuş kız?
Bunu yapamam artık. Ben dünyaya bağlanacağım.
Ama artık dünya başıboş ve yabanıl...
Gene de.
Çocukluğunu hatırla Hitler'i ve bombayı hatırla.
her şeye karşın.
Boş duvarımsı yüzleri ve "normallik belgeleri"ni ve el ele yürüyenlerin ardından duyduğun özlemi hatırla.
Olsun ne olursa olsun.
Bizi çağırana kadar bekleyebiliriz...
Çağırmayacağım. Dünyaya bağlanacağım ben. Var gücümle.
Allahaısmarladık, kuş kız.
güle güle öyleyse, antrerrabae. Güle güle Yr." bu son satırlar birazda kitabın özeti gibi oldu sanki. Bu vedada dahil kitabın her cümlesi ayrı yerde şuan zihnimde. Galiba daha dikkatli yaşamalıyız daha bilinçli. kıymetini bilerek.
"Var gücümle, dedi Deborah."